![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Komik Yazılar & Fıkralar Komik Yazılar ve Birbirinden Eğlenceli Fıkralar Bu Bölümde.. |
![]() |
|
|
Seçenekler |
|
#1
|
||||
|
||||
|
Büyük şirketlerden birinin patronu ,bilgisayar sistemleriyle
ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir. Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi "Alo" der. Bu kadar önemli bir konuyu bir çocukla konuşmak istemeyen patron sorar "Baban evde mi?" Çocuk fısıldayarak cevap verir "Evet" Patron sorar "Onunla konuşabilirmiyim?" Çocuk fısıldayarak cevap verir "Hayır" Patron şaşırarak "Peki annen evde mi?" Çocuk fısıldayarak "Evet" Patron , "Peki onunla konuşabilirmiyim?" Çocuk yine fısıldayarak "Hayır" Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar , "Orada başka kimse var mı?" "Evet" der çocuk fısıldayarak , "Bir polis memuru var" Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar "Memur beyle konuşabilir miyim?" "Hayır" der ufaklık , "Ãu anda meşgul" İyice meraklanan patron: "Neyle meşgul?" Çocuk fısıldayarak cevaplar:" Annemle babamla ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor" Meraklanan ve endişelenen patron , telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar "Bu ses de ne? Diye sorar. "Bir helikopter" der çocuk , hala fısıldayarak. Panikleyen patron:"Neler oluyor orada" diye sorar Cocuk hala fısıldayarak: "Arama kurtarma timi geldi" Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde: "İyide neyi arıyorlar" Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir "Beni" ANNELER HERÃEYİ BİLİR Hasan annesini aksam yemeğine davet etmiş. Yemek sırasında anne hep Hasan�ın ev arkadasının ne kadar cekici oldugunu dusunmeden edememis. Yemek boyunca ogluyla kız arasında neler oldugu konusunda meraktan çıldırıyormuş. Bunu farkeden Hasan �Anneciğim Ayse ile aramızda inan hicbir sey yok. Biz sadece ev arkadasıyız� demis.Bir hafta kadar sonra Ayse Hasan�a sormus: � Annenin yemege geldigi geceden beri çorba kepçesini bir türlü bulamıyorum. Nerde oldugu konusunda bir fikrin var mı? Sence annen almış olabilir mi?� Hasan cevap vermis �Aldığını sanmıyorum ama bir e-mail gönderip ona sorayım� ve annesine şöyle yazmıs: �Annecigim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama gercek şu ki bize yemege geldiginden beri çorba kepçesi kayıp� Bir kac saat sonra annesinden soyle bir e-mail gelmis: � Sevgili oğlum, sana Ayse ile yatıyorsun ya da yatmıyorsun demiyorum. Ama gercek su ki eger o kendi yatagında uyuyor olsaydı simdiye kadar corba kepcesini coktan bulmus olmalıydı..� MAFYA BABASI Mafya babasi korumaya aldigi muesseselerden haraclari toplamak icin yeni bir tetikci buldu.Sectigi adam sagir ve dilsizdi. Baba, yeni tetikcinin polisin eline gecerse, fazla bir sey anlatmasinin mumkun olamayacagini dusunuyordu boylece.. Baba, bir gun odemelerin geciktigini fark etti ve tetikciye adamlarini gonderdi. Adamlarin sagir dilsizle anlasmalari mumkun olmadi tabii. Bunun uzerine Baba sagir dilsizi odasina aldirtti. Bir de isaret alfabesi bilen tercuman buldular. Tercuman isaretle sordu: "Para nerde?.." Sagir dilsiz isaretle yanit verdi: "Ne parasi.. Benim paradan haberim yok.. Neden bahsettiginizi anlamiyorum." Tercuman tercume etti. "Neden bahsettiginizi anlamiyormus .." Baba 38?ligini koltuk altindan cekip sagir dilsizin beynine dayadi.. "Simdi sor bakalym, para nerde?.." Tercuman i aretle sordu: "Para nerede?." Sagir dilsiz isaretle yanit verdi: "Central Park?ta, Bati 78?inci Caddeye acilan kapidan girince soldan ucuncu agacin kovugunda 100 bin dolar var." Baba ofkeyle gurledi: "Ne dedi?.." Tercuman yanitladi: "Dediki hala neden bahsettiginizi anlamiyormus. Ayrica diyor ki, o tetigi cekmeyi de kiciniz yemezmis!.." CUMA GÜNLERİNİ SEVECEÃİNİ SANMIYORUM Çok günahkar bir adam ölmüş ve kendini cehennemde bulmuş... Ãeytanın karşısına geçmiş, şeytan ona sormuş; - Niye titriyorsun, korkuyor musun? - Tabi ki korkuyorum, cehenneme düştüm..!!! - Aaa korkma, cehennem size anlatıldığı gibi bi yer diil, göreceksin... Meselaaaaa... Sen içki sever misin? - Severim hem de çok - Harika... O zaman Pazartesileri de çok seveceksin.. Pazartesi burada İÇKİ GÜNÜ'dur.. Bütün gün viski, tekila, bira, şarap servisi yapılır... İstediğin kadar içeceksin ve asla sarhoş olmaycaksın..... nasıl? - Waowwwww bayıldım...!!! - Peki sigara içer misin? - Evet çok fazla içerim.. - Harika.. o zaman Salıları da çok seveceksin... Salı burada SİGARA GÜNÜ'dür... Bütün gün dünyanın en kaliteli sigaralarını tutturebiliceksin, ciğerlerin patlamaycak, öksürük krizleri yok, kanser de yok, nasılsa ölüyüz di mi... Nasıl?? - Aman tanrım insan daha ne ister ki..!!!! - Peki kumar oynar mısın?????? - Evet !! Hayattayken deli gibi kumar oynardım... - Harika..... O zaman Çarşambaları da çok seveceksin... Çarşamba burada KUMAR GÜNÜ'dür... Sabahtan akşama kadar blackjack, poker, rulet, ne ararsan... İflas etmek yok, hep kazanmak var, kazandıkça oynamak var... Nasıl? - İNANILMAZ... TEK KELİMEYLE İNANILMAZ...!!! - Ya uyuşturucularla aran nasıl??? - Aaah sorma, ben iflah olmaz bir uyuşturucu bağımlısıydım... - Sen çok şanslısın ahbap... Perşembelere de bayılacaksın demektir... Perşembe burada UYUÃTURUCU GÜNÜ'dür... Bütün bir gün eroin, kokain, marijuhana, hangisini istersen ne şekilde istersen alabiliceksin... Kafayı bulmak yok, zehirlenmek yok, bütün gün uçuş halindesin... Hoşuna gitti mi???? - BUNLARA İNANAMIYORUM CENNETTE BU KADAR MUTLU OLAMAZDIM HERHALDE...!!! - Peki eşcinsel misin? - Hayır... - Hmmmm.. O zaman Cumalardan nefret edeceksin.. Sarışın Kör bir adam yanlışlıkla Bayanlar Barına girer. Bara doğru ilerler ve bir içki ısmarlar. Biraz oturup, içkisini yudumladıktan sonra barmene seslenir: "Hey, bir sarışın fıkrası duymak ister misin?" Birden bar, bomba düşmüş gibi sessizleşir. Kör adamın yanında oturan kadın, tok bir sesle: "Hey bayım," der "bu fıkrayı anlatmadan önce bilmeniz gereken beş şey var. Birincisi, barmen sarışın bir kız. İkincisi kapı görevlisi sarışın bir kadın. Üçüncüsü, ben 1.90 boyunda karatede siyah kuşaklı bir sarışınım. Dördücüsü, sağınızda oturan kadın profesyonel bir halterci ve sarışın. Beşincisi, benim yanımda oturan kadın profesyonel güreşçi ve sarışın. Yine de bu fıkrayı anlatmak istiyor musunuz?" Kör adam bir kaç saniye düşünür, sonra başını sallar: "Hayır, hiç sanmıyorum. Beş defa anlatamam." |
|
#2
|
||||
|
||||
|
EINSTEIN VE SÖFÖRÜ==
>> >> Einstein konferaslarina hep özel soförü ile giderdi. Yine bir >>konferansa >> gitmek üzere yola çiktiklari bir gün soförü >> Einstein'a, "Efendim, uzun zamandir siz konusmanizi yaparken ben >>de arka >> siralarda oturup sizi dinliyorum ve artik neredeyse >> söyleyeceginiz her seyi kelimesi kelimesine biliyorum" dedi. >> Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulundu: >> "Peki, simdi gidecegimiz yerde beni hic tanimiyorlar" dedi. "O >>halde bugün >> palto ve sapkalarimizi degistirelim, benim yerime sen yap >>konusmayi, ben de >> arka sirada seni dinlerim." Soför, gercekten cok basarili bir >>konusma yapti >> ve sorulan tüm sorulari dogru yanitladi. >> Tam yerine oturacagi sirada bir kisi, o güne kadar konferansta >>sorulmamis >> bir soru sordu. Soför, hic duraksamadan soruyu soran kisiye döndü >>ve >> "Böylesine basit bir soruyu sormaniz gercekten cok garip" dedi. >> Sonrada >> Einstein'i isaret ederek söyle devam etti: >> "Simdi size arka sirada oturan soförümü cagiracagim ve sordugunuz >> soruyu, göreceksiniz, o bile yanitlayacak." 8 Nolu Kutu >DOKTORUN biri yeni bir muayene açmış. Kapıya yazmış... >"Vizite ücreti 100 Dolar. İyileştirmediğimiz hastaya beş mislini geri >veriyoruz..." > >Vizite pahalı ama, doktor gerçekten doktor... >Her gelen hasta iyileşip gidiyor... Doktorun ünü her geçen gün >artıyormuş... >Uyanığın biri doktora gidecek, iyileşmeyecek ve beş misli parayı geri >alacak >ya, kapıyı çalmış... >"Doktor! Ağzımın tadı hiç yok... Öyle kötüyüm ki, hiçbir şeyin tadını >alamıyorum..." >Doktor... Adama şöyle bir bakmış, hemşireye seslenmiş: >"Hemşire hanım! Sekiz numaralı kutuyu getirin" >Hemşire adama uzatmış kutuyu, adam, bir kaşık içindekinden yemiş ve anında >tükürmüş... >"Ama Bu bok!!!!!" >Doktor sakin, "Evet! İyileştiniz. Tad alıyorsunuz artık.." >Adam, parayı ödemiş sinirleri tepesinde gitmiş... >Aradan birkaç ay geçmiş. büyük bir hırsla yeniden kapısına dayanmış >doktorun >.. >"Doktor bey, ben de hafıza kaybı başladı... Herşeyi unutuyorum...!" >Doktor, adama şöyle bir bakmış yine, hemşireye dönmüş, "Kızım, sekiz >numaralı kutuyu getirir misin?" demiş. >Adam, hemen itiraz etmiş, "Ama, o kutuda bok var!"... >Doktor, "Doğru! Bakın, hafızanız da yerine geldi!...." >Adam, ağlamaklı, hırsla ödemiş parayı çıkmış dışarı... >Kurmuş da kurmuş intikam planlarını... Birkaç ay sonra.. >"Doktor! Ben de iktidarsızlık başladı... Durumum kötü, hiçbir şey >yapamıyorum..." >Doktor adamı gözüyle şöyle bir inceleyip, "Hemşire hanım sekiz numaralı >kutuyu getirir misin" diye seslenince, adam, tüm hırsıyla, "S.kecem, seni >de >sekiz numaralı kutunu da..." diye bağırmış.. >Doktor gayet sakin, "Geçmiş olsun! Artık yapabiliyorsunuz!!!!!!!!!" Kaçakçı Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir. Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar. Juan, "Yalnızca kum" diye yanıt verince polis, "Aç bakalım çantaları" der. Juan çantaları açar, polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka birşey bulamaz çantada ! Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür tahlilden geçirtir ancak saf kumdan başka birşey yoktur ! Polis, çantalarını Juan'a geri verir ve sınırdan geçmesine izin verir. Ertesi gün Juan Motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir. Polis Juan'ı gene durdurur, didik didik arar, birşey bulamaz ve Juan'ı serbest bırakmak zorunda kalır. Bu olay, polis emekli olana dek yıllarca devam eder ! Bir gün emekli polis Meksika'da bir barda otururken Juan'ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır; "Senin yıllardır birşeyler kaçırdığından eminim. Çıldıracağım. Geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden. Lütfen anlat bana ne kaçırdığını. Aramızda kalacağından emin olabilirsin." Juan gülümseyerek yanıtlar, "Motosiklet" |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Cesaret
Bir gün havacilarin karacilarin ve denizcilerin en yüksek komutanlari > askerlerinin cesaretlerini birbirlerine ispatlamak için toplanmislar. > Karacilarin komutani bir asker çagirmis. > Asker "emret komutanim" diyerek yanina gitmis. Komutani yere yatmasini istemis. > Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermis. > Asker kilini bile kipirdatmadan yattigi yerde beklemis ve malumunuz ezilmis. > Komutan digerlerine dönerek 'iste cesaret' demis. > Havacilarin komutani bir asker çagirmis. Asker yine 'emret komutanim' diyerek > komutaninin yanina gitmis. Komutani helikoptere binmesini emretmis. > Asker helikoptere binmis ve havalanmis. Daha sonra komutani askere asagiya > parasütsüz atlamasini emretmis. > Asker de emre itaat etmis ve atlamis. Yere çakilmis ve can vermis. Komutan da > digeri gibi dönerek 'iste cesaret' demis. > Sira gelmis denizci komutana. Denizci komutan askerini çagirmis. Asker 'ne var > lan' demis. Komutan 'gel buraya' emrini vermis. Asker ona 'hade len' demis. > Komutan diger komutanlara dönerek 'iste cesaret' demis. Baltacı >Birgün ormancinin biri dallari nehrin üzerine sarkan agacin dallarin keserken baltasini suya düsürür. "Aman tanrim" diye bagirdiginda tanri hemen bir melek gönderir. Melek "ne diye bagiriyorsun?" der. Ormanci baltasini suya düsürdügünü ve yasamini sürdürebilmek için o baltaya ihtiyaci oldugunu söyler. > >Melek suya dalar ve elinde bir altin balta ile tekrar belirir. "Baltan bu muydu?" > >diye sorar. Ormanci "hayir" diye cevaplar. Melek suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüs bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu?" ormanci yine "hayir" diye cevaplar. Melek suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu?" ormanci "evet" der. Ormancinin dürüstlügü tanrinin çok hosuna gider ve melege baltalarin üçünü de ormanciya vermesini emreder. Ormanci mutlu bir sekilde evine döner. Bir zaman sonra ormanci esiyle birlikte nehir boyunca yürürken karisi suya düser. Ormanci "Aman tanrim" diye bagirir. Tanri yine bir melek gönderir. Melek sorar. > >"Ne diye bagiriyorsun?" > >Ormanci "karim suya düstü" der. Melek suya dalar ve jennifer lopez le birlikte geri döner. > >"Senin karin bu mu?" diye sorar. Ormanci "evet" der. Melek sinirlenir. > >"Yalan söylüyorsun.Gerçek bu degil" der. Ormanci "Özür dilerim." der. > >"Ortada bir yanlis anlasilma söz konusu. Eger jennifer lopez için hayir deseydim bu sefer catherine zeta-jones ile geri dönecektin. > >O na da hayir deseydim karimla dönecektin ve sonunda da tanrim her üçünü de bana verecekti. Ben fakir bir adamim ve üç karimin sorumlulugunu tasiyabilecek durumda degilim. > >jennifer lopez e evet dememin sebebi budur." > >******* > >Bu hikayeden alinacak ders : Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa bunun iyi ve saygin bir nedeni vardir ve bu baskalarinin yarari içindir.Kendimiz için bisey istiyosak ekmek, musaf çarpsin!! Maria Ispanya'da Maria adinda bir kadinin ilk evliliginden 12 tane cocugu olur. Gel zaman git zaman derken esi vefat eder.Belli bir süre geçtikten sonra Maria yeniden evlenir ve bu evliliginden 15 tane daha cocugu olur. Aradan on yil geçtikten sonra ikinci esi de Allah'in rahmetine kavusur. Esinin vefatinin üstünden fazla bir zaman geçmeden Maria da ölür. Cenazesinde rahip konusmaya baslar: "En sonunda Allah Ahiret'te onlari bir araya getirdi."Maria'nin çoçuklarindan biri: "Peder hangi esinden bahsediyorsunuz. Birincisi mi yoksa ikincisi mi?"Peder: "Hayir, ben bacaklarindan söz ediyorum." İtiraf Ferit ölüm dösegindedir. Karisi Cavidan da bu son anlarinda onun yanindadir ve çok üzgündür. Kocasinin elini tutar ve gözlerinden yaslar bosalir. Ferit son gücüyle fisildar . "Cavidan!" Cavidan yasli gözlerle; "Sus sevgilim!" der. Ferit; "Cavidan sana itiraf etmem gereken bir sey var" der. Cavidan; "Kendini yorma sevgilim. Itiraf edecek hiçbir sey yok!" der. Ferit israrla; "Hayir var! Huzur içinde ölmek istiyorum" der Cavidan susar ve dinler. Ferit devam eder; "Kizkardesinle yattim. En iyi arkadasin ve annenle de yattim" der. Cavidan sukuneti bozmadan ve kocasinin elini birakmadan cevaplar; "Biliyorum sevgilim. Seni o yüzden zehirledim zaten" Kafir Neyzen Tevfik sivri dilliliği ve içmesiyle bilinen bir sofuymuş.Yine herzamanki mekanında arkadaşlarıyla içiyormuş Oradan geçmekte olan katı dindar bir başka sofu arkadaşı Neyzen'i görmüş.Söylene söylene yanına gelmiş ve şöyle demiş: -Ah Neyzen! iyi adamsın hoş adamsında, bbirde şu kafiri içmesen Neyzen sofuya bıyık altından gülerek: -Sen hiç merak etme aziz dostum. Ben bu kafiri önce ehli müslim yapıyorum, sonra içiyorum İş iştir Abraham Libemovitz sınıfındaki tek yahudi öğrenciydi. Ne iyi ki yaşadığı şehir nezih bir yerdi ve ırkçılık gibi sorunlar yoktu. Bir gün sınıfta öğretmen şöyle bir soru sordu: - Evet çocuklar, dünyada gelmiş geçmiş een büyük insan kimdir? Bilene 20 dolar vereceğim. Bütün çocuklar tahmin etmeye başladı. Biri "George Washington ! Çünku ulusumuzun babasıdır!" dedi. Başka biri "Abraham Lincoln ! Çünkü köleliği kaldırdı !", bir diğeri; "Jan Dark ! Fransayı kurtardı !" Fakat öğretmen bu cevapları kabul etmemiş. Bu sırada Abraham parmak kaldırmış. Öğretmen sormuş; "Evet Abraham,sence dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan kimdir?" - Nasıralı İsa. - Bravo Abraham, aferim, gel al 20 dolarrını. Dersten sonra cevaptan çok memnun kalmış olan öğretmen Abrahama neden isa cevabını verdiğini sordu. - Öğretmenim, aslına bakarsanız bence düünyadan gelmiş geçmiş en büyük insan Musadır ama...,iş iştir... |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Dünyanın Sonu
Günün birinde Bill Clinton, Fidel Castro ve Bill Gates kendilerini tanrının yanında bulmuşlar. Tanrı bunlara dönmüş " Sizi buraya çağırdım çünkü 2000 yılında kıyametin kopacağını cemaatlerinize haber vermenizi istiyorum" demiş. Daha ne olduğunu anlayamadan bi de bakmışlar ki evlerindeler... Clinton, hemen ülkenin bütün televizyonlarına haber vermiş ve canlı yayına çıkmış. " Sayın vatandaşlarım, size bir iyi bir de kötü haberim var. İyi olanı, In god we trust harbi harbi var. Yani bunca zaman boşuna inanmadınız. Kötü olan ise 2000 yılında kıyamet kopacak... " Kastro'da boş durmamış hemen insanlarının karşısına geçmiş. " Yoldaşlar üzgünüm ama size iki kötü haberim var. Birincisi, bunca zaman kendimizi kandırmısız, tanrı gerçekten de varmış! İkincisi ise daha kötü, daha tanrıya inanamadan hepimiz öleceğiz, çünkü 2000 yılında kıyamet kopuyor. " Bu arada Gates'de bütün kurmaylarını toplamış havadis veriyor. "Baylar size iki iyi haberim var. Birincisi, tanrı beni dünyanın en önemli üç kişisinden biri olarak görüyor. İkincisi ise artık "year2000" problemini çözmemize gerek kalmadı..." Yine kardayız Ücüncü Boğaz Köprüsü'nü Japon, Amerikan ve Türkler'den oluşan bir konsorsiyum almış. Tam açılışın yapılacağı sırada kurdela kesilirken köprü büyük bir gürültüyle yıkılmıs. Japon; 'gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım' diyerek harakiri yapmış. Amerikalı; 'gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek tabancasını çekip intihar etmiş. Tüm bunlari izleyen Türk müteahhit de derin bir 'Oh!' çekerek yanındakilere dönmüş: ' 'İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi mahvolurdum'...' Allah erkeği yarattı Allah eşşeği yarattı ve ona dedi ki : Sen bir eşşeksin. Sabahtan akşama kadar yorulmadan çalışacaksın ve ağır yükleri sırtında taşıyacaksın. Ot yiyeceksin, az akıllı olacaksın ve 50 yıl yaşayacaksın. Eşşek cevap verdi : 50 sene böyle bir hayat için çok çok fazla, lütfen bana 30 yıldan fazla verme ! Ve böyle oldu... Sonra Allah köpeği yarattı ve ona dedi ki : Sen bir köpeksin. İnsanların mallarını koruyacaksın, onların en yakın dostu olacaksın. İnsanlardan geriye kalan artıkları yiyeceksin ve 25 yıl yaşayacaksın. Köpek cevap verdi : Allahım, 25 yıl böyle yaşamak çok fazla. Bana 10 yıl ver yeter ! Ve böyle oldu... Daha sonra Allah maymunu yarattı ve dedi ki : Sen bir maymunsun. Ağaçtan ağaca salınacak ve bir aptal gibi davranacaksın. İnsanları eğlendireceksin ve 20 yıl yaşayacaksın. Maymun cevap verdi : 20 sene dünyanın palyaçosu olarak yaşamak çok fazla. Bana 10 seneden fazla verme ! Ve böyle oldu... En sonunda Allah erkeği yarattı ve ona dedi ki : Sen erkeksin, dünyada yaşayacak tek rasyonel düşünen canlı sen olacaksın. Diğer yaratılmışlara zekanı kullanarak hükmedeceksin. Dünyayı yöneteceksin ve 20 yıl yaşayacaksın. Erkek cevap verdi : Allahım erkek olmak için 20 yıl yetmez. Lütfen bana eşşekten artan 20 yılı, köpekten artan 15 yılı ve maymunun 10 yılını da ver... Allah bunu kabul etti ve erkek 20 yıl erkek olarak yaşadı, sonra evlendi ve 20 sene eşek olarak sabahtan akşama kadar çalıştı ve ağır yükleri taşıdı. Sonra çocukları oldu ve 15 yıl köpek gibi yaşadı, evi korudu, aileden artanları yedi. Sonra ilerleyen yaşında 10 yıl maymun olarak yaşadı, aptal gibi davrandı ve torunlarını eğlendirdi. Bugüne kadar böyle geldi... Kaplumbağalar iskoçyada nesli tükenmekte olan dünyanın en uzun ömürlü hayvanlarından üç kaplumbağa nın canları sıkılmış ve ne yapacaklarını bilmiyorlarmış. İçlerinden biri uzklardaki bir dağı gösterip. -Hadi biralarımızı da alıp şu dağın zirvvesinde piknik yapalım demiş. -Güzel fikir diye almışlar yanlarına soğğuk biralarını ve yiyeceklerini yola koyulmuşlar.dağın zirvezine ulaşmak tam yirmi yılda olmuş.soluklandıktan sonra içlerinden biri, -hadiyemeğimizi yiyip biralarımızı içeliim. demiş sofra hazırlanmış ama o da ne?Biraları açmak için açacak getirmeyi unutmuşlar.kimin gideceğine kararverirken içlerinden yaşı küçük olan -Ben giderim ama bir şartla kimse ben gelinceye kadar yemeklere dokunmayacak.demiş ve kabul edildikten sonra yola koyulmuş.aradan 20 yıl 30 yıl 40 yıl derken 50 yıl geçmiş hala gelen yok. içlerinden en yaşlı olanı -Ben artık yaşlandım izin verde bir parçça ekmek yiyeyim demiş arkadaşıda tamam demiş ve yaşlı kaplumbağa tam ağzına lokmasını götürüp ısırdığı esnada karşı taraftaki çalıların arasında bir hışırtı duyulmuş ve birden en küçük kaplunbağa fırlamış ve -Yalancılar. e vallahi gitmeyeceğim. demmiş Fotoğraf Resmi bir daireden, Kırşehirli birisinden 12 fotoğraf isterler. Kırşehirli, yanında 6 fotoğraf olduğunu söyler. Görevli, 'Onları ver, arkadan 6 fotoğraf daha getir' der. Bunun üzerine Kırşehirli, biraz sonra enseden çekilmiş 6 fotoğrafı, görevliye getirir İmamların maçı Trabzonlu imamlar kendi aralarında maç yaparlarmış ama ne hikmetse hep merkez imamlarının takımı maçı kaybedermiş. Bir gün merkezin hocalardan biri demiş ki: -Böyle olmayacak. En iyisi biz Trabzonspor'lu Hami'ye rica edelim gelsin takımda oynasın.Soran olursa merkez camii imamı Hami Hoca deriz demiş. Hami'den rica etmişler. Hami de kabul etmiş. Maç oynanmış ama merkezin imamları yine mağlup olmuşlar. Maç dönüşü merkez imamlarının arkadaşlarından biri sormuş: -Hoca bu hafta kazandık değil mi? -Malesef 2-1 yenildik -Yapma ya nasıl olur Hami oynamadı mı? -Oynadı ve bizim golümüzü de o attı -Peki onların gollerini kim attı? -Roberto Carlos Hocayla, Ronaldo Hoca Meslek Birinci sınıfa başlayan çocuklara öğretmen, babalarının mesleklerini soruyordu : -Söyle bakalım Tuna, baban ne iş yapıyorr? Tuna : -Otobüsleri kaldırıyor efendim, dedi. Biir sıra önde oturan bir çocuk yanındaki arkadaşına yavaşça sordu: -Pekiyi anlayamadım, neymiş babası? Arkaadaşı büyük bir saflıkla cevap verdi: -Vinç miş, vinç! Ãempanze Kadın bebeğiyle otobüse binerken otobüs şöförü kendini tutamayıp şöyle demiş:"- Aman tanrım ne kadar çirkin bir bebek..." Kadın sinirle biletini kutuya basmış, en arka tarafa geçmiş, bir adamın yanındaki boş yere oturmuş. Adam dönüş kadına;"- Özür dilerim. Acaba az önce şöförle aranızda ne geçti?" Kadın: - Büyük bir terbiyesizlik etti. Hakaret... Adam: - Bir kamu görevlisi insanlara hakaret edemez. Suç teşkil eder. Kadın: - Doğru. Gideyim de şunu bir azarlayayım. - Merak etmeyin, ben maymununuza gözkulaak olurum... Papaz ile Zangoç Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş: "Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?" Zangoç'ta derin bir sessizlik... lyice köpürmüş Papaz: "Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?" "Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!" Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun..." Zangoç bıyık atından gülmüş; "İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız..." Yer değiştirmişler. Bu kez Zangoç seslenmiş: "Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?" Papaz kendi kendine söylenmiş: "Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor." Mucizeler Bir Yahudi, bir Hristiyan ve bir Müslüman kimin daha çok dindar olduguna dair tartisiyorlarmis. "Çölün ortasinda devemin üzerinde gidiyordum" demit Müslüman."Aniden, nereden geldigi belli olmayan çok büyük bir kum firtinasi koptu. Devemin yanina uzandim, deveyle birlikte kumlara daha çok gömüldükçe, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, Allah 'a inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden etrafimdaki on millik alanda firtyna durdu ve ben köyüme dönebildim. Hristiyan , "Bir gün okyanusta küçük bir kayikta balik tutarken, dev bir firtina koptu. 2 metre boyunda dalgalar! Gerçekten sonumun geldiiini sandim. Tanri 'ya dua ettim, dua ettim ve sonra etrafimdaki on millik alanda firtina dindi, ben karaya çikabildim." Yahudi anlatmaya baslamis. "New York sehrinin ortasindayken, yerde siyah bir çanta gördüm. Çantanin içine bakinca parayla dolu oldugunu gördüm. Cumartesi günü oldugundan ve bizim bu kutsal günümüzde paraya el sürmemiz yasak oldugu için, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden, etrafimdaki on millik alanda "Sali" oldu. ne sıklıkta Erenlerden birine sormuslar -'ne sıklıkla oruç tutarsın?' -'ooo' demiş 'her sene kesin oruç tutarıım' -'peki ne sıklıkla namaz kılarsın?' -'ooo' demiş 'çok sık. her hafta namaz kkılarım' -'peki' demişler ne sıklıkla alkol alırssın?' Tedbirli olmaya çalışıyor Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek; 'Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle'...der. Ancak adamdan ses çıkmaz. Papaz isteğini bir kez daha tekrarlar, ama hastanın sessizliği sürer. Sonunda Papaz kızgın bir ifadeyle; 'Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyosun, bre gafil?' diye sorunca adam halsizce karşılık verir; 'Nereye gideceğim belli olmadan kimse hakkında kötü konuşmak istemiyorum.' Kevser İmam Hatip Lisesinde teftiş yapan bir müfettiş sınıfa girer.. Ders Kur'an-ı Kerim'dir. Bir öğrenciyi kaldırarak ismini sorar. Öğrenci:"Fatih" diye cevap verir.. Müfettiş : "Peki öyleyse yavrum Fatiha suresini oku bakalım.."..cocuk sureyi okur. Sıra başka bir öğrenciye gelmiştir. Mufettiş yine sorar.."İsmin ne çocuğum?"..çocuk cevap verir: "Yasin ama arkadaşlar kısaca Kevser derler." BİTSİN BU DAVA Bektaşi'nin birine konuk gelecekmiş. Bektasi konuğu nasıl ağırlar... Elde yok, ayakta yok.. Mahçup olmak da istemiyor... Komşusu Yahudi'nin bir sürü keçisi varmış...Onlardan birini çaktırmadan alıp kesiyor... Ama çaktırmadığını sanan kendisi... Yahudi, ağacın arkasından gözlermiş durumu... Diyor ki kendi kendine, "Kadıya gitsem.. Kadı Müslüman, o Müslüman, ben Yahudi� Davayı kazanamam. Hadi kazandım, Bektaşi'nin nesi var ki, ondan alıp bana versin... Biz artık Allah'ın huzurunda hesaplaşırız... Yıllar geçiyor. Yahudi, Allah'ın huzurunda davacı oluyor, Bektaşi'den... Mahkeme kuruluyor.. Allah : -Sen Yahudi kulumun keçisini kesmişsin, diyor Bektaşi'ye... -Kesmedim, diyor Bektaşi... -Ben gözlerimle gördum diyor, Yahudi.. -Allahım, diyor Bektaşi... Bir mahkemedee bir adam hem şahit, hem davacı olamaz. -Haklısın ama, diyor, Allah Ben her şeyii görürüm. Ben de gördüm, kestiğini... -Allahım, diyor Bektaşi...Aynı mahkemedee, hem şahit, hem hakim olunmaz... -Gene haklısın, diyor Allah... O zaman ggetirin keçiyi ona soralım... -Ne!... diyor Bektaşi... Keçi burada mı??...Ver onu o zaman bu Yahudi'ye...Bitsin bu dava.. |
|
#5
|
||||
|
||||
|
MANASTIR HAYATI
Bir manastırda yaşayan üç rahibe oturmuş dedikodu yapıyorlarmış. Birincisi 'Kızlar' demiş 'Geçen gün baş papazın odasını temizlerken bir sürü seks mecmuası buldum'. Diğerleri 'Peki ne yaptın?' diye sorunca ilk rahibe 'Hiiç' demiş ne yapacağım hepsini çöpe attım' İkinci rahibe anlatmaya başlamış 'Bende bir ay önce baş papaz efendinin odasını temizliyordum bir sürü prezervatif buldum' İlk rahibe sormuş 'Peki sen prezervatifleri ne yaptın? Attın her halde' İkinci rahibe 'Yok canım' demiş 'Hiç üşenmedim tek tek hepsini iğne ile deldim ve tekrar paketlerine koydum' Bunu duyan üçüncü rahibe düşmüş bayılmış.. BEN DE PEDERİM AMA Bildiğiniz gibi bazı hristiyanlar papazlara 'Father-Peder-Baba' derler. Komünist rejim zamanında Rusya'dan zar zor kaçıp New York'a yeni gelen Salamon, metro'da bir papazın yanına oturmuş. O güne kadar hiç papaz görmediği için de sormuş 'Af edersiniz efendim, sizin gömleğinizin yakası neden ters?' Papaz 'Çünkü ben bir pederim' demiş. Salamon 'Ben de bir babayım ama gömleğimin yakası ters değil. Neden siz yakanızı ters takıyorsunuz?' diye yine sormuş. Papaz biraz düşünmüş ve 'Beyim ben bir çok insanın pederiyim' demiş. Salamon 'Benim de çok çocuğum var. Tam dört kızım ve dört oğlum var. Ama yakam ters değil' diye cevap vermiş. Papaz 'Ben yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca insanın babasıyım' deyince Salamon gülmüş ve 'Beyim' demiş 'Ben sizin yerinizde olsam yakamı ters takacağıma pantalonumu ters giyerdim' ORUÇ Ataist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş 'Evrim ne güzellikler yaratıyor!diye düşünüp mest oluyormuş birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış, Tam vurmaya hazırlanırken adam "ALLAHIM! diye bağırmış. bir anda zaman durmuş ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş bir anda orman karramış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamış. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama; "Yıllarca bana inanmadın,yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?"demiş. Adam untanç içinde: Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI DİNDAR yapabilirmisin." demiş SES: peki " diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.Nehir tekrakmaya baslamış herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesinide göge doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamış; "ALLAHIM,senin rızkınla orucumu açıyorum, Hamdolsun bana verdiğin nimetlere... Elimden Geleni Yaptım Kasabanın birinde kilisede pazar ayini sırasında kilisenin içinde olduğu kasabayı su basar. Sular kiliseye doğru ilerlemeye başlar.Herkes panik içinde koşuştururken Papaz'ın yerinde durduğunu gören insanlar Papaz'a gelmelerini söylerler. Papaz onu Tanrı'nın koruyacağını söyler. O anda sular yükselmeye başlar.Sular kiliseye girer.Rahip canını kurtarmak için 2. kata çıkar.Bir yandan da Papaz'a kaçmasını söyler.Papaz inadını devam ettirir.Sular 2. kata çıktığında pencerenin önünden bir kayık geçer.İçinde halktan bazı kişiler vardır.Papaz'a gelmesini söylerler ama Papaz yine inadını sürdürür. 'Tanrı beni korur'der.Sular çatıya çıktığında yine bir kayık geçer ve yine halktan bazıları kayığın içindedir Papaz'a gelmesini söylerler ama Papaz 'Tanrı beni korur'demeye devam eder.Sular çatıyıda aşınca Papaz çatıdaki direğe tutunur.Bu sefer tepeden bir helikopter geçer. İçinde yine halktan bazı kişiler vardır.Papaz'a gelmesini söylerler.Papaz yine 'Tanrı beni korur.'der. Ve ölür. Tanrı'! nın huzuruna çıkar.Tanrıya 'Ben sana darıldım Tanrım. Ben senin huzurunda yıllarca çalıştım,sen beni öldürdün.'der. Tanrı da 'asıl sen kendini öldürdün.Senin için 2 kayık 1 helikopter gönderdim daha ne yapayım.'der Yalansa Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna: - Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kurr�an yazıp bitirdim, demiş. Az sonra dostu söze girmiş : - Geçen Ramazan�da Kandilli�ye, bir iftaar yemeğine gidiyordum. Boğaziçi�nde öyle bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı kandillerden yakıp orucumu bozdum. Mustafa İzzet Efendi bağırmış : -Yalan !.. -Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur�ann-ı Kerim çarpsın. Cehennem Dört samimi arkadaş aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında ölürler. Azrail "Türk cehennemine mi yoksa avrupa cehennemine mi gitmek istersiniz?" diye sorar. "Fark nedir?" diye sorarlar. Azrail "Avrupa cehenneminde her gün bir kepçe Türk cehenneminde her gün bir kova bok yersiniz" der. Üç tanesi "biz Türk doğduk, Türk ölürüz" der. Bir tanesi ise uyanıktır, Avrupa cehennemini seçer. Ve aradan epey zaman geçer avrupa cehennemindeki adam artık kepçe kepçe yemekten bıkmıştır, arkadaşlarının durumunu merak eder, hallerini görmek için ziyarete gider. Oysa onlar şen şakrak gülerek karşılarlar onu. Dayanamaz sorar: "Ben bir kepçesini hazmedemezken siz her gün bir kova bok yiyip nasıl bu kadar neşeli olursunuz?" "Oğlum oğlum" derler "Burası Türk cehennemi, bir gün bok olur kova olmaz bir gün kova olur bok olmaz, 3 aydır bir bok yediğimiz yok!" Vaaz Papazın biri vaaz verecekmiş ama çok heyecanlanıyormuş. Gitmiş baş papaza, papaz efendi ben vaaz vereceyim ama çok heyecanlanıyorum demiş.Papaz,o zaman git biraz şarap iç heyecanın geçer demiş. Adam,şarabı içmiş sonrada vaazı vermiş. Vaazdan sonra gitmiş papaza,demiş nasıldı papaz efendi beğendiniz mi? Papaz , "Güzeldi yavrum ama bazı hataların var." 1)Merdivenden yürüyerek ineceksin tırabzandan kaymayacaksın. 2)Duaların sonunda oleeeey değil, Amin diyeceksin. 3)En önemlisi de İsa Tanrı'nın oğlu sütçünün çocuğu değil. Sen en iyisini bilirsin Nasrettin hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki Ceviz ağacının altında dinleneyim demiş.Ãöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış. Ve şöyle düşünmüş.Ey Allah'ım gücüne sual olmaz amma,incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş deyip uykuya dalmış.Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve Yarabbi sen en iyisini bilirsin demiş. Simdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu. Suç sende değil Bektaşiler gene bir akşam iciyorlarmis. Havada sıcakmı sıcak yazın en sıcak ayı. Ekinlerin suya ihtiyaci var. İçerlerken arkadan birisi seslenmiş '' hocam ne olacak bizim tarlalarımızın hali? bizim için yağmur duasına çıksanda bize bereket yağdırsan''. demiş. Bektaşi ''tamam yarın içmeyelimde yağmur duasına çıkalım''demiş. sabahleyin erkenden bektaşi önde cemaati arkada giderken tarlaların yanına gelmişler. Bektaşi baslamış dua etmeye. Tam duanın ortasında''Allah'im bu tarla benim ''demiş duaya devam etmiş. Neyse duayı bitirdikten sonra herkes evlerine dağılmış. Bektaşininde arsası tam yolun yanındaymış yani çok kıymetliymiş. Bektaşide evine dönmüş. Akşam bir yağmur baslamış, ortalığı sel götüruyor durdurak bilmiyor. Bektaşinin arsasını sel almış götürmüş. Sabahleyin bektaşi yağmurun sevinciyle koşa koşa geliyor birde bakıyorki arsa yok!!! Bektaşi çok sinirlenmiş ellerini havaya kaldırmış ''Yok Allahm suç sende değil, sana o arsanın yerini söyleyen pezevenkte''demiş Güzel için oruç bozulurmu ? Bektaşiye bir gün sormuşlar... Gelse bir dilberi ahu Olsa savmı ramazan Dilber-i ahumu efdaldir , yoksa savmı ramazan mı? Bektaşi cevap verir: Fırsatı fevketme zinhar... Sür sefasın dilberin Olur kazası savmın Olmaz kazası dilberin... Kirletmek Adam kizini hayatin tehlikelerinden korumak istiyormus. Zaman geldiginde ve kizinin guzelligi tam bir olgunluga eristiginde, onu karsisina oturtarak dunyanin alcaklik ve kotuluklerini anlatmis.Soyle soylemis: -"Sevgili kizim, sana soyleyeceklerimi unutma. Butun erkekler tek sey ister. Erkekler cok kurnazdir. Her an kapan kurmaya calisirlar. Onlarin arzularinin batagina gittikce nasil daha cok battigini anlamazsin bile. Sana mutsuzluga giden yolu gosterecegim.Erkek once senin en guzel ozelliklerine bayilir ve sana hayran olur aha sonra seni disari bir yere davet eder.Sonra evinin onunden gecerkenceketini almak istedigini soyler.Kendisiyle iceri gelmeni ve oturmani ister.Sana cay ikram eder. Beraber muzik dinlersiniz ve uygun zaman gelince de birden kendini senin ustune atar. Bu sekilde kirletilmis olursun, tabii bizler de kirletilmis oluruz.Ailemiz kirletilmis olur ve temiz ismimize kara leke surulur." Kizi babasinin bu sozlerini kafasina yerlestirmis.Bir sure sonra babasina gelmis, gururla gulumseyerek soyle demis: -"Baba sen muneccim misin? Nasil tum olacaklari onceden bildin. Tam soyledigin gibiydi.Once Benim guzelligime hayran oldu. Daha sonra cikma teklif etti. Sonra sanki rastlantiymis gibi onun evinin yanindan gectik. Oradan gecerken, zavalli adam ceketini unuttugunu fark etti. Ve oradan yalniz bekleyemecegimden,beni evine davet etti. Kibar davranis ornegi olarak bana cay ikram etti ve hosca vakit gecirmek icin muzik caldi.Tam bu noktada, bana soylediklerini dusundum.Olacaklari tamamen biliyordum. Fakat gordugun gibi sana layik bir evladim. Zamanin geldigini hissettigimde,kendimi onun uzerine attim ve ben onu, onun annesini babasini, ailesini ve itibarini lekeledim." Çiçekçiye giren adamin kolunda siyriklar, sol gözünde bir morluk vardi. - Bir düzine kirmizi gül istiyorum, dedi ve hemen ekledi. Karimin dogum günü için, tazesinden rica ediyorum. Çiçekçi: - Basüstüne, dedi. Hangi gün için? Adam koluyla gözünü isaret etti: - Dün için lütfen. Iki rahibe varmis biri matematikçi biri mantikli.Bunlar bir aksam karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantikliya dönerek ; -"Yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklasiyor su anda aradaki mesafe 50 metre" der. Bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açiklamasi olabilecegini ve adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini belirtir.Rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe: -"Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda 30 metre arkamizda... O zaman mantik olarak kosmamiz gerekir." Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe -"O da kosuyor ve arayi kapatiyor su anda mesafe 10 metre.O zaman mantik olarak bizi yakalayacak birimiz saga digerimiz sola saparak kiliseye ulasmaya çalisalim en az birimiz kurtulur.". Ve matematikçi saga dogru kosmaya mantikli sola dogru kosmaya baslar. Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye baslar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir. Matematikçi sorar ; -"Ne oldu ne yaptin ?" -"Adam beni takip etti artik mesafe üç-bes adima kadar azalmisti, mantik olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu... -"Eeee..." "Mantik olarak ben durdum adamda durdu." -"Sonra..." -"Mantik olarak ben etegimi kaldirdim oda pantolonunu indirdi." -"Peki daha sonra...." -"Daha sonra ne olacak etegini kaldirmis bir rahibe pantolonunu indirmis bir adamdan DAHA HIZLI KOSAR..." Fotoğraf Temel bir is için bir fabrikaya başvurmuş. Fabrika da 12 tane vesikalık fotoğraf istemiş. Temel kara kara düşünmeye başlamış, 'vesikalık fotoğrafı nasıl çektirecem ben simdi' diye. Durumu Idris'e açıklamış. O da demiş ki: - üzülme Temel, geniş bi arazide bi çukur kazarız, sen sadece vesikalık kısmın gözükecek şekilde çukura girersin, ben de senin resmini dedemden kalma yadigarla çekerim, demiş. Temel kabul etmiş ve yer ve zamanı ayarlamışlar. Buluşma vaktinden önce Temel Buluşma yerine gidip 12 tane kuyu kazmış. Idris gelince şaşırmış: - Yahu Temel, niye 12 kuyu kazdin ki, demiş, ben zaten 12 tane fotoğraf makinesi getirmiştim Mühendis Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılmışlardır. Sıra öncelikle papazdadır. İnfaz memuru papaza sorar : "İnfaz edilirken yukarı mi aşağı mi bakmayı tercih edersin?" Papaz cevap verir : "Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur." Papazin isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır. Bıçağın hızı kesilir kesilir ve tam papazin boynuna santimetreler kala duruverir. Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra sarhoşa gelmiştir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini söyler. Ayni şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur. Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır. En son sıra mühendistedir. Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır : "Durun bir dakika, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım. |
|
#6
|
||||
|
||||
|
Adamin Biri Hiç K*ç Görmemiş Bir Gün Yolda Yürürken Bu Adamin Arkasina Araba çarpmiş Haliyle çarpan Adam Hemen Ikilemiş Bizimkide Naapsin Eve Gitmiş Ama Adam Bi Türlü Oturamiyomuş Otursada K*çi Aciyomuş En Sonunda Adam Aynada K*çina Bakmak Istemiş Bakinca Ilk Kez K*ç Gördüğü Için Hemen şaşkinliğini Dile Getirmiş:
-vay It Vay Tamda Ortadan Yarmiş. --------------------------------------------------------------------------------------------------- Bi Kel Bi Topal Bide Kör Yolda Gidiyomuş Yanlarindan Hiphizli Bi Araba Geçmiş Kel: -aha Saçlarim Bozuldu Demiş Topalda: -kaçma Len şimdi Seni Yakaliycam Demiş E Bizim Körde Olayi Sonlandirmiş: -siz Merak Etmeyin Ben Herifin Plakasini Aldim. |
|
#7
|
||||
|
||||
|
Afrikalı küçük babasına sormuş:
- "Baba, pipinle oyanayabilir miyim?" Babasi cevap vermis: - "Oyna ama çok uzaklaşma" Adamın biri bir fast-food lokantasında: - "Bana iki sosisli, bi tanesine hardal koyma" Garson: - "Hangisine?" ![]() Tecavüze uğrayan genç kadın yakışıklı avukatına başından geçenleri anlattıktan sonra avukat sorar - Peki ne yapmamı istiyorsunuz? Kadın kısık bir sesle yanıtlar - Hele siz olay yerini bir inceleyin de!.. adamın biri doktora gitmiş ve - - Doktor Bey bende unutkanlık başladı, demiş. doktor sormuş - - Ne zamandan beri ? adam boş gözlerle - - Ne ne zamandan beri ? demiş! ![]() |
|
#8
|
||||
|
||||
|
Hitler toplama kampina gitmis, yahudilerden birini cagirmis :
- "2+2 kac eder" diye sormuş ... adam da "7" demiş. Hitler donmus arkasindaki yuzbasiya: - "Ulan bu ne bicim toplama kampi? " amiral gemiye çıkmış, denizcilerden birine: - "9 eksi 3 ne eder?" diye sormuş, denizcide "7" demiş. Amiral kaptana dönmüş ve: - "Bu ne bicim çıkarma gemisi " Kolordu komtani terroristi yakalamış ve sormuş: - "9 bölü 2 kaç eder" Terorist de 7 demiş ... Komtan dönmüş ve: - "Ulan bu ne biçim bölücü örgüt" Aşırı kiloları nedeni ile kadınlardan yana hiç şansı olmayan adamın karşısına çıkan melek üç istekte bulunmasını istemiş. Adam da isteklerini sıralamış: - "Kilolarımdan kurtulayım, incecik olayım, kuş gibi hafif olayım, kadınlara çok yakın olayım". Melek: - "Derhal" demiş ve adamı kanatlı orkid şekline sokuvermiş. Asiri ishalden sikayetci biri Cerrahpasa'ya gider hemen.. ama burokrasiden dolayi belgeleri karisir ve kahramanimizi yanlislikla psikiyatri servisine havale ederler.. 15 gun suren tedaviden sonra, taburcu olacagi gun, bir arkadasi karsilamaya gelir: - "Noldu gecti mi ishal ?" - "Hayir gecmedi ama artik takmiyorum" Adamin biri doktora gitmis -Doktor bey benim erken bosalma sorunum var demis. Doktor da -Oooo..Ne kadar iyi benim de zaten fazla zamanim yoktu demis... Küçük Temel küçüktür ve cinsel organıyla ilgili çeşitli meraklar duymaya başlar.Ve onunla oynamaya başlar. Baba Temel gelerek der ki : Uşağummm , yapma günahtır taş olursın ! Küçük Temel : Eyvaahhh şimdiden başladı |
|
#9
|
||||
|
||||
|
Sarışının birisi erkek arkadaşıyla seks yaparken sorar:
- "Sende AIDS yok değil mi?" Adam "hayır" der ve devam ederler. Biraz sonra tekrar sorar: - "Gerçekten sende AIDS yoktu değil mi?" - "Hayır dedim ya. Hem niçin durmadan soruyorsun?" Sarışın cevaplar: - "İkinci kez yakalanmak istemiyorum da..." ![]() Temel'e sormuslar, "bir homoseksuelin aklini nasil karistirirsin?" Temel uzun sure dusundukten sonra "58 rakami ile" demis. "O da ne demek hicbirsey anlamadik" denildigi zaman "Bak nasil akliniz karisti sizi ibneler siziiii" demil ehhehee süpper yaaa bakin cocuklar insan oole mukemmel bi yaratiktirki vucudunda hicbi$i gereksiz degildir. allah ne eksigi ne fazlasi olacak $ekilde yaratmi$tir. - hocam o zaman neden sunnet oluyoruz ? |
|
#10
|
||||
|
||||
|
bi öğrenci :hapşu
sınıf : çok yaşa hoca : evladım allah'a (c.c.) şükret! ne güzel yaratmış insanı. ya hapşuramasaydın da patlasaydın. sınıf : ?!? öğrenci : sizde görün... Çekici bir genç kadın, çok zayıf bir bebeği doktora kontrole götürür. bebeğe bakan doktor: - "bu çocuk iyi gıda almıyor", der ve kadına dönerek: - "lütfen soyununuz", diye rica eder. soyunan kadının göğüslerini iyice kontrol eden doktor: - "düşündüğüm gibiymiş hanımefendi" der, "sizin hiç sütünüz yok." kadın: - "tabi olmaz doktor bey", der. "ben çocuğun teyzesiyim..." Temel bigün iki kulağıda yanık halde doktora gitmiş. doktor:Noldu böyle demiş. Temel:ütü yapıyordum telefon çaldı telefon diye ütüyü kulağıma götürdüm. Doktoreki diğer kulağın nasıl yandı? demiş. Temel: onuda ambulans çağırırken yaktım. Biri Adanalı diğeri Kayserili iki tüccar herzaman zenginlikleriye övünürmüş. Adanalı:Bizim bi tarlamız var, sabah ezanında arabayla yola çıkardık akşam ezanında tarlanın sonuna varamazdık. Kayserili:Bizimde öyle külüstür bi arabamız vardı sattık son model bitane aldık. İki horoz mutfağa girerler. Etrafa meraklı gözlerle bakarlarken tezgahın üzerinde bir yemek kitabı görürler. Kitabın üzerinde : "Yumurta yapmanın 100 yolu" yazmaktadır. Biri digerini dürter ve der ki : -Olum bak lan seks kitabı bulduk alaaaaaaa ... Öğretmen öğrencilere soru soruyor: - "Ağaçta 7 kuş var. Avcı ateş ediyor, 3 tanesini vuruyor. Ağaçta kaç kuş kaldı?" Biri cevap veriyor: - "4 kuş kalır." Başka bir çocuk da hemen atılır: - "Hayır öğretmenim ateş edince bütün kuşlar uçar, ağaçta hiç kuş kalmaz..." Öğretmen bunun üzerine: - "Cevap yanlış ama stilini sevdim", der. Çocuk buna karşılık verir: - "Öğretmenim, ben de bir soru sormak istiyorum... Karşıdan 3 bayan geliyor, ellerinde dondurma var. Biri yalayarak yiyor, biri emerek, biri de ısırarak... Bu bayanlardan hangisi evlidir?" Öğretmen düşünüyor, düşünüyor... - "Emerek yiyen evlidir", diyor... Çocuk cevap veriyor: - "Hayır öğretmenim, parmağında alyansı olan... Ama ben de sizin stilinizi sevdim.." bir yamyam kabilesinde annesiyle babası arasında çıkan tartışma akabinde çocuk annesine sorar: -anne babam niye bu kadar sert? -beğenmediysen tabağın kenarına koy adama sormuşlar: Doktor mu olmak istersin ib.e mi diye: adam hemen tabiiki ib.e diye cevaplamış.digeri atılmıs niye ole diyosun doktorluk şöle iyi böle kutsal diye. adam devam etmiş: bilmediğim o kadar seyi kafama sokucağıma,bildiğim tek şeyi g.tüme sokarım daha iyi!!!!! yani anlayın derdimizi yafuuuuuuuu!!!!!!!! Hekim sikayeti dinledikten sonra kiza dönmüs, "Soyunun" demis... "Fakat doktor" demis kiz "hasta olan ben degilim, annem..." Doktor anneye donmus,"Dilinizi çikarin bakayim hanimefendi...". Ilk dogumunu yaptiran stajyer doktor, yaninda kendisini izleyen hocasina sordu : - Nasil buldunuz hocam? Profesör : - Iyi, iyi... dedi. Yalniz, dogumdan sonra annenin poposuna degil, bebegin poposuna saplak vurulur !.. |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| PSD Fon Arşivi, Photoshop Fon Archive, Photoshop Fon Arşivi | BLack_Hurricane | Photoshop PSD | 2 | 14.02.08 02:40 PM |
| Cd-Key Arşivi | Jr.MLK | Hileler | 1 | 03.12.07 09:44 PM |
| 10 Tane Süper Kısa Fıkra... | KaranLik_Dunya | Geyik Muhabbeti | 0 | 23.11.07 10:17 PM |