![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Komik Yazılar & Fıkralar Komik Yazılar ve Birbirinden Eğlenceli Fıkralar Bu Bölümde.. |
| Tags: fikra |
![]() |
|
|
Seçenekler |
|
#1
|
||||
|
||||
|
Soguk ve karli bir gecede tipiden yolunu kaybeden bir isadami ve sekreteri
arabalarini terketmek zorunda kalirlar ve uzun bir yuruyusten sonra usumus ve islanmis durumdayken bir kulube bulurlar. Kulubede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir suru battaniye bulunmaktadir. Geceyi gecirmeye hazirlanirlar ve isadami bir centilmen olarak, yatagi sekreterine verir, "Ben yerde uyku tulumunda uyurum" der. Sekreter yatagina yatar, adam uyku tulumunun icine girerek fermuari ceker. Bir sure sonra tam uyumak uzereyken, sekreterinin sesini duyar; "Efendim, ben cok usuyorum." Adam fermuari acar, uyku tulumundan cikar, bir battaniye alip kadinin uzerine orter, tekrar uyku tulumuna girer, tam uyumak uzereyken yine sekreterinin sesini duyar; "Efendim, ben hala cok usuyorum." Adam yine fermuari indirir, tulumdan cikar, bir battaniye daha alip kadinin ustune orter, uyku tulumuna girerek fermuari ceker. Tam uykuya dalacagi sirada yine duyar; "Ben yine coooook usuyorum". Adam yattigi yerden; "Bir fikrim var." der, "Burasi issiz bir yer. Neler oldugunu kimse goremez, istersen evliymisiz gibi davranabiliriz." Genc kadin kikirdar; "Tamam, bana gore hava hos." Adam yattigi yerden avazi ciktigi kadar bagirir; "OYLEYSE KALK VE KAHROLASI BATTANIYEYI KENDIN AL!!!!!":330: --------------------- Bu eşşekle nereye gidiyorsun Mehmet Bey köpeğinin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu: - Bu eşekle nereye gidiyorsun? - Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden ayıramıyor musun? Komşu aldırışsız: - Ben köpekle konuşuyorum. Sen ne diye söze karışıyorsun? ---------------------- Karne Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir: -"Getir bakayım şu karneyi!" -"Al baba..." Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!" -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..." ---------------------- Renk insanı değiştirir Amerika'da bir fuar açılmıştı. Fuarda zencileri beyaza dönüştüren bir makine tanıtılıyordu. Denemek 10 dolardı. iki zenci fuarı gezerken bu makineyi gördüler ve denemeye karar verdiler. Birinin 11 doları diğerinin ise 9 doları vardı. 9 doları olan arkadaşına dönüp -Sen 1 dolarını bana ver. Gidip birlikte beyaz olalım. dedi. Arkadaşı ise : -Dur! Önce ben gireyim, deneyeyim. Eğer memnun kalırsam sana 1 dolarımı veririm. Sen de beyaz olursun. dedi. Anlaştılar. Zenci gidip makineye girdi ve bir süre sonra beyaz olarak çıktı. Dışarıda kalan zenci duruma çok sevinmiş olarak arkadaşının yanına gidip : -Hadi dedi. 1 doları ver ben de beyaz olayım. -Hadi oradan pis zenci! ----------------------- Güvenilmez Adamın biri gazetedeki iş ilanı üzerine gelmiş ve sırası gelince görüşmeye girmiş. İş ilanında üniversite mezunu, iyi fransızca konuşan, pazarlama konusunda tecrübeli bir yönetici arandığı yazıyormuş. - Hoşgeldiniz, hemen başlayalım. Hangi üniversite mezunusunuz? - Üniversite mezunu değilim. - Öyle mi? O zaman yabancı dilinize güveniyor olmalısınız. - Yabancı dil bilmem. - Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek geldiniz. - Pazarlama konusundan anlamam. - O zaman niye geldiniz canım kardeşim ? - Bu işte bana güvenmeyin. Onu demeye geldim.
__________________
... Anladım Sevmek Gibisi Yok ...
|
|
#2
|
||||
|
||||
|
Mezarlık?
İki arkadaş konuşuyorlarmış : - Nasıl, iş bulabildin mi ? - Elbette, altımda 1500 kişi çalışıyor. - Vay canına ! Ne işi bu ? - Mezarlık bekçisiyim. ---------------------- Masum Şeytan Bir gün şeytan büyük bahçeli koskoca bir malikaneye girmiş. Merdivenleri çıkmış. Bir kuzu görmüş. Kuzunun boynunda bir ip varmış. Şeytan ipi çıkarmadan sadece biraz gevşetmiş. Kuzu malikenenin önünde bulunan aynayı görmüş. Şaşırınca bir hamle yapıp aynayı kırmış. Çıkan gürültüye evin hizmetçisi gelmiş. Sen naaptın? ben şimdi burayı nasıl temizliycem. Evin beyi bunu duyunca kesin beni kovar demiş ve kuzuya bir tekme atmış. Kuzu merdivenlerden düşünce ip yetmemiş ve kuzunun boynunu kesip onu öldürmüş. Bu sırada evin uşağı gelmiş. Neler olduğunu sormuş. Kadın anlatınca bunu nasıl yaparsın. Bey şimdi ikimizi de kovucak. O kuzu onun için çok değerliydi demiş. Ve hafifçe kadını itmiş. Kadın dengesini kaybetmiş ve merdivenlerden düşüp boynunu kırmış. Sesi duyunca evin hanımı gelmiş. Olanları öğrenince sinirlenmiş. Tam uşağı dövmek için uşağa yaklaşırken uşak lütfen beni bağışlayın ve beni kovmayın diyerek diz çökmüş. Uşağın üstüne hızla gelen kadın ise ona çarpıp merdivenlerden yuvarlanmış ve ölmüş. Evin beyi gelip de olanları dinleyince belinden silah çekip uşağı vurmuş. Sonra kendi kendine eyvah ben ne yaptım? bir kuzu, aynanın kırılması ve sevmediğim karım için elimi kana bulamaya, katil olmaya değermiydi? demiş ve silahı çekip bir kurşunda kendine sıkmış. Bütün bu olanları bir kenardan izleyen şeytansa sırıtarak "Ben hiç bişey yapmadım ki. Sadece acıyarak kuzunun boynundaki ipi gevşettim, o kadar..." demiş... ----------------------- Dünyanın sonu Günün birinde Bill Clinton, Fidel Castro ve Bill Gates kendilerini tanrının yanında bulmuşlar. Tanrı bunlara dönmüş " Sizi buraya çağırdım çünkü 2000 yılında kıyametin kopacağını cemaatlerinize haber vermenizi istiyorum" demiş. Daha ne olduğunu anlayamadan bi de bakmışlar ki evlerindeler... Clinton, hemen ülkenin bütün televizyonlarına haber vermiş ve canlı yayına çıkmış. " Sayın vatandaşlarım, size bir iyi bir de kötü haberim var. İyi olanı, In god we trust harbi harbi var. Yani bunca zaman boşuna inanmadınız. Kötü olan ise 2000 yılında kıyamet kopacak... " Kastro'da boş durmamış hemen insanlarının karşısına geçmiş. " Yoldaşlar üzgünüm ama size iki kötü haberim var. Birincisi, bunca zaman kendimizi kandırmısız, tanrı gerçekten de varmış! İkincisi ise daha kötü, daha tanrıya inanamadan hepimiz öleceğiz, çünkü 2000 yılında kıyamet kopuyor. " Bu arada Gates'de bütün kurmaylarını toplamış havadis veriyor. "Baylar size iki iyi haberim var. Birincisi, tanrı beni dünyanın en önemli üç kişisinden biri olarak görüyor. İkincisi ise artık "year2000" problemini çözmemize gerek kalmadı..." ------------------------- Savaş Gemisi Bir savaş gemisi karanlık ve sisli bir gecede yol alıyormuş. Derken kaptan köşkündeki komutan tam karşıda ve uzakta üzerlerine doğru gelen bir ışık farketmiş. Hemen karşı tarafa sinyal göndererek şu mesajı geçmiş: -"Derhal rotanızı 30 derece doğuya çeviriniz" Karşıdan anında cevap gelmiş: -"Sen rotanı 30 derece batıya çevir!" Komutan şaşırmış, biraz da sinirlenmiş, mesajı tekrarlamış: -"Rotanı derhal 30 derece doğuya çevir, emrediyorum!" Karşıdan cevap: -"Asıl sen rotanı 30 derece batıya çevireceksin!" Komutan öfkeden küplere binmiş, bir mesaj daha yollamış. -"Ben 30 yıllık kaptanım, sana son kez emrediyorum, rotanı 30 derece batıya çevir!" -"Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotanı 30 derece doğuya çevir." Komutan, o kadar sinirlenmiş ki, hemen mürettebata bütün topları ateşe hazır hale getirmelerini emretmiş ve son kez bir mesaj göndermiş: -"Burası bir savaş gemisi, derhal rotanı 30 derece batıya çevirmezsen ateşe başlayacağız." -"Burası da bir deniz feneri.. Sen rotanı bir an önce 30 derece doğuya çevirmezsen birazdan kayalara çarpacaksın" ---------------------- Dilenci Adamın biri bir gün yolda giderken bir dilenciye rastlar. Dilenciye bir para verir ve al bununla bir sigara alırsın der. Dilenci "beyim ben hiç sigara içmem" der. Bunun üzerine adam o zaman bir bira içersin der. Dilenci "ben ağzıma içki koymam" der. Sen de o zaman bir altılı oynarsın. Dilenci "beyim ben hiç kumarda oynamam" deyince adam o zaman al bu parayı ve bizim eve gel der. Dilenci neden olduğunu sorar. Adam "Karım seni bir görsün içki ve sigara içmeyen, kumar oynamayan bir adamın hali ne oluyor." ---------------------- TamponÜç mahkum cezaevi yolundadır. Herbirine, hapiste geçirecekleri günler için bir eşya getirilmesine izin verilmiştir. Otobüste, biri diğerine döner ve sorar, "ee, sen ne getirdin ?", diğer mahkum bir kutu boya çıkarır ve bunlarla herşeyi boyayabileceğini söyler ve diyer mahkuma sorar, "sen ne getirdin ?". Oda, yanındaki kutuyu açar ve içinden iskambil kağıtlarını çıkarır. "Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kart oyunu oynayabilirim" der. Üçüncü mahkum köşede sessizce sırıtarak oturmaktadır. Diğer iki mahkum farkeder ve sorarlar, "Sen niye kendinden eminsin o kadar, sen ne getirdin ?" Üçüncü mahkum bir kutu çıkarır ve gülerek "bu tamponları getirdim," der. Diğer iki mahkumunda kafası karışmıştır, merakla sorarlar, "Bunlarla ne yapabilirsin ki?" Üçüncü yine sırıtır ve kutuyu göstererek "Kutuda yazdığına göre, bunlarla at sürebilir, yüzmeye gidebilir hatta paten kayabilirmişim" ----------------------- Cehennem Bıçkın ve aynı zamanda hovarda bir adam ölür ve cehenneme gider. Cehennemde birkaç gün kaldıktan sonra cennet görevlisi melek gelir ve seni cennete götüreceğim der. Bizim bıçkın halinden memnun görevli melekle cennetin yoluna koyulurlar. Cennetin kapısına yaklaştıklarında içeriden feryat figan sesler duyar ve meleğe döner, - Sen beni cennete götürecektin der. Melek burası cennet deyince, içerideki sesler nedir demiş, melek : - ha o sesler içerideki iyi insanlara kanat takılacak onun için sırtlarına delik açılıyor demiş. Bizimki ürkmüş cennetin yolunda biraz daha ilerlemişler bu sefer geçenki seslerden daha acı ve yoğun sesler gelmeye başlamış. Bıçkın yine sormuş; Şimdi neler oluyor, neden sesler daha acı? Melek: - İyi insanların başlarına halka takılacak onun için başlarını deliyorlar. Bizimki iyice korkmuş ve ben cehenneme gitmek istiyorum deyince melek iyi ama orada da sana kuyruk takacaklar demiş. Bıçkın olsun olsun nasıl olsa onun deliği hazır demiş
__________________
... Anladım Sevmek Gibisi Yok ...
|
|
#3
|
||||
|
||||
|
İddia
Nasreddin Hoca, bir gün eşeğiyle odun getirir. Hava da cok sıcak olduğundan hem kendisi hem eseği kan ter içinde kalırlar. Hoca odunları indirir, yerleştirir. Karısına: - Hatun, eşek cok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir. Karısıda o gün yorgun olduğundan: - Efendi, benim işim var, sen yemleyiver, der. Hoca sıcaktan iyice bunalmış vaziyette kendini minderin üzerine atar. - Olmaz! Hiç halim yok, veremem, sen ver der. Eşeğin yemini sen vereceksin ben vereceğim derken iş kızışır. Epeyce tartışırlar. En sonunda Hoca: - Pekala! Öyleyse aramızda bahse tutuşalım. Kim önce konuşursa eşeğe o yem versin. Anlaştık mı? der. Karısı teklifi kabul eder. İkisi de birer köşeye çekilirler. Az sonra kadın, el işini alarak komşuya gider. Hoca birşey diyemez. Aradan biraz zaman geçer. Eve bir hırsız girer. Hoca'yı görünce kaçacak olur. Ama Hoca'dan hiç ses ve tepki gelmediğini anlayınca kaçmaktan vazgeçer. Ortalıkta ne var ne yoksa koca bir çuvala doldurur. Hoca'nın gözleri önünde çuvalı yüklenerek evden çıkar. Karısı epey zaman sonra eve girip evin halini görür. Eşyaların yerinde yeller esmektedir. Telaşla: - Bu ne hal? Efendi! diye çiğlik atar. Hoca yattığı yerden doğrularak: - Haydi bakalım Hatun, bahsi kaybettin. Eşeğin yemini sen vereceksin! der. -------------------------- Meraklı Deve Genç deve annesine sormuş -"Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?" Anne cevap vermiş: -"Çölde kuma batmamak için." Genç deve tekrar sormuş: -"Peki kirpiklerimiz niye bu kadar gür. Anne tekrar cevap vermiş: -"Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye." Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş: -"Bizim niye hörgüçlerimiz var." Anne deve sabırla yanıtlamış : -"Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız." Sonunda dayanamayan genç deve sormuş : -"Peki biz bu hayvanat bahçesinde ne işimiz var?" ------------------------------------------------------- Yolunacak Kaz Cok soguk bir kis gunu padisah, tebdil'i kiyafet gezmeye karar vermis.Yanina basvezirini alip yola cikmis. Bir dere kenarinda calisan yasli bir adam gormusler.. Adam elindeki derileri suya sokup, doverek tabakliyormus. Padisah, ihtiyari selamlamis. " Selamunaleykum ey pir'i fani..." " Aleykumselam ey serdar'i cihan..." Padisah sormus. " Altilarda ne yaptin ?" " Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor..." Padisah gene sormus. " Geceleri kalkmadin mi ?" " Kalktik...Lakin, ellere yaradi..." Padisah gulmus. " Bir kaz gondersem yolar misin ?" " Hem de ciyaklatmadan..." Padisahla basvezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar. Padisah basvezire donmus. " Ne konustugumuzu anladin mi ?" " Hayir padisahim..." Padisah sinirlenmis. " Bu aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelle ni alirim." Korkuya kapilan basvezir, padisahi saraya biraktiktan sonra telasla dere kenarina donmus. Bakmis adam hala orada calisiyor.. " Ne konustunuz siz padisahla..." Adam, basveziri soyle bir suzmus. " Kusura bakma. Bedava soyleyemem. Ver bir yuz altin soyleyeyim.." Basvezir, yuz altin vermis. " Sen padisahi, serdar'i cihan, diye selamladin. Nereden anladin padisah oldugunu.." " Ben dericiyim. Onun sirtindaki kurku padisahtan baskasi giyemezdi.." Vezir kafasini kasimis. " Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor ne demek..." Adam, bu soruya cevap vermek icin de bir yuz altin daha almis. " Padisah, alti aylik yaz doneminde calismadin mi ki, kis gunu calisiyorsun, diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis calismazsak, yemek bulamiyoruz dedim." Vezir bir soru daha sormus... " Geceleri kalkmadin mi ne demek ?" Adam bir yuz altin daha almis. " Cocuklarin yok mu diye sordu..Var, ama hepsi kiz. Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim..." Vezir gene kafasini sallamis. " Bir de kaz gonderirsem dedi, o ne demek..." Adam gulmus. " Onu da sen bul..." ----------------------------------------------------- Borsa Köylünün biri eşşeğini satmaya karar vermiş.50 milyon fiyat biçmiş. Herkes itiraz etmiş bu yüksek fiyata. Derken başka bir köylü razı olmuş ve satın almış. Satan köylünün akşam gözüne uyku girmemiş, demek ki var bir hikmeti de eşşeği satın aldı demiş. Ertesi sabah sattığı kişiye gidip 75 milyon teklif etmiş. Tekrar satın aldığı eşşek bu sefer diğer köylüyü rahatsız etmiş. Sabahı sabah edip ilk sahibine 125 milyon verip tekrar almış. Bu böyle devam etmiş. -Birgün meydanda müthiş bir kalabalık bağıra bağıra bir eşşeğin etrafında toplanmışlar. Bir yabancının dikkatini çekmiş ve eşşeğin fiyatını sormuş; 995 milyon cevabını alınca: Olur mu be! En fazla 20 milyon eder demiş. Bir Köylü hemen itiraz etmiş: -Abi sen ne diyorsun!Var ya bu eşşek 1 Milyar direncini geçti mi 1.5 Milyara kadar yolu var...
__________________
... Anladım Sevmek Gibisi Yok ...
|
|
#4
|
||||
|
||||
|
Oscar
Atlas Okyanusu'nda giden geminin kaptanı gemide olan bütün herkesi güverteye çağırmış. Herkes gelince -Size bir iyi bir kötü haberim var. Önce hangisini söyliyeyim. Herkes: "İyi" demiş. -13 dalda oscar kazanacağız ------------------------- Tesadüf Doktor muayene saatini sonuna doğru kapıyı açıp, salonda sohbet eden bir hanımla bir bey gördü. Buyurun ikiniz de dedi. İkisi de muayene odasına girdiler, doktor: -Soyunun, dedi. Adam soyunmaya başladı, biraz tereddütten sonra kadın da kızara bozara ve sinirlenerek soyundu. Soyunmaları bittikten sonra doktor adama: -Bayan hep böyle sinirli midir? -Vallahi bilmem... Ben de ilk defa görüyorum kendisini. -------------------------- İddia 51. piyade alayında yuzbaşı jack diye bir subay varmış. Bu alayda bütün herkes bu yzb'dan illallah demiş. Çünkü her girdiği iddiayı kazanıyormuş. Alay komutanı sonunda dayanamayıp yzb. jackin tayini ni çıkarmayı başarmış. Ve bizim yzb. 61. piyade alayına tayini çıkmış. 51. piyade alay komutanı, 61. piyade alay komutanına telefon ederek yüzbaşı için 'aman bu adama dikkat edin sakın kimseyle iddiaya girmesin. Aka kara der iddiayi yinede kazanır' diye uyarıda bulunmuş. 61. piyade alay komutanı olurmu canım öyle şey diyip telefonu kapatmış. Neyse bizim yzb. 61. piyade alayına gelmiş ve alay komutanın karşına geçerek komutanım ben geldim' demiş. Alay komutanı: - Sen misin şu meşhur yzb. jack derken, yzb. alay komutanına - a a komutanım beni hatırladınız mı, demiş - hayır hatırlamadım - olurmu komutanım vietnam savaşında beraber mevzide idik siz o zaman yarbaydınız bende daha teğmendim. - yok canım ben o savaşa katılmadım - aa komutanım ben adım gibi hatırlıyorum sizin kıçınıza şaraplen parçası gelmişti. Kesin onun yara izide kalmıştır. - olurmu canım sen manyakmısın ben ne o savaşa katıldım ne de kıçımda şaraplen yarası var. - komutanım 100$ iddiasina girerim ki sizin kıçınızda şaraplen yarası var demiş ve 100$ iddiasına girilmiş. Alay komutanı indirmiş pantalonu ve yaranın olmadığını göstermiş. yzb: - ah komutanım çok özür dilerim. yanılmışım buyurun 100$ ınızı demış ve 100$ i vermiş. 61. piyade alay komutanı sevine sevine 51. piyade alay komutanını telefonla arayarak - he he bu muydu her iddiayı kazanan adam. - ne oldu ki - iddiaya girdim ve kazandım - sakin ona kıçımı gösterdim deme! - nereden anladın kıçımı gösterdiğimi - ulan senin allah belanı versin allah seni kahretsin o adam senin kıçını görmek için bütün alayla iddiaya girmişti. --------------------------- Ceset parası II. Dünya Savaşı sırasında Rus orduları geri çeliyorlar. Ve Rus generali durumu kurtarmak için askerleri teşvik etmeye karar vermiş. Her getirilen ölu Nazi için 10 ruble vaad etmiş. Askerler saldırdılar. Çatışmadan sonra kimi 1 kimi 3 ceset getiriyorlar ve paralarını anında alıyorlar. Birara bir Yahudi asker bir vagon sürükleyerek getirdi. Vagonun kapısını açtı, içerisi ceset doluydu. General bunu görünce şaşırdı ve askeri kenara çekerek şöyle dedi : -Asker, anlarsın ya bütçemiz zayıf, haydi ben sana 7.50 ruble ceset başı veriyim. Asker : -Olmaz, dedi, Zaten bana geliş fiyatı 8.30 ruble ---------------------------- Ekmek ve Ördek Ördek bara girer ve barmen'e: - ekmek var mı - yok - ekmek var mı - yok - ekmek var mı - yok - ekmek var mı - yok dedik ya - ekmek var mı - eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim - çivi var mı - yok - ekmek var mı --------------------------- Enayi Enayi Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile basmayı öğretti. Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine şöyle diyordu: "Enayiyi amma alıştırdık yahu... Her zile basışımızda peynir veriyor"
__________________
... Anladım Sevmek Gibisi Yok ...
|
|
#5
|
||||
|
||||
|
Şempanze
Kadın bebeğiyle otobüse binerken otobüs şöförü kendini tutamayıp şöyle demiş:"- Aman tanrım ne kadar çirkin bir bebek..." Kadın sinirle biletini kutuya basmış, en arka tarafa geçmiş, bir adamın yanındaki boş yere oturmuş. Adam dönüş kadına;"- Özür dilerim. Acaba az önce şöförle aranızda ne geçti?" Kadın: - Büyük bir terbiyesizlik etti. Hakaret... Adam: - Bir kamu görevlisi insanlara hakaret edemez. Suç teşkil eder. Kadın: - Doğru. Gideyim de şunu bir azarlayayım. - Merak etmeyin, ben maymununuza gözkulak olurum... ------------------------ Öğrenci Yurdu Üniversitede dönemin ilk gününde Rektör yeni gelenleri toplamış, üniversite kurallarını anlatırken sıra yurt olayına gelmiş. Rektor demiş ki "- Kız yurtları erkek öğrenciler için yasak bölge. Erkek yurtları da kız öğrenciler için. Yasak bölgede yakalanan kişiye ilk seferinde 20 dolar ceza kesilecek. İkinci yakalanışında 60 dolar, üçüncü yakalanışında da 180 dolar ceza kesilecek. Sorusu olan var mı?" Arka taraftan bir erkek öğrenci sesi: - Sezonluk bilet ne kadar? ------------------------- Süpermen İki adam New Yorktaki Empire State binasının tepesindeki barda oturuyorlarmış. Biri diğerine dönmüş: - Biliyor musun geçen hafta şunu keşfettim; Bu binanın etrafında öyle kuvvetli rüzgarlar var ki, tepesinden atlıyorsun aşağı, 10. Kata kadar düşüyorsun, sonra rüzgar o kadar kuvvetleniyor ki seni döndürüp 10.Kat penceresinden içeri atıyor...Barmen bunu duyunca kafasını olumsuz bir şekilde sallamış. Öbür adam demiş ki: - Yahu sen deli misin olacak şey değil şu dediğin.. - Yok kesinlikle oluyor denedim ben. İstersen şimdi göstereyim sana. Ve adam kalkmış bardan, gitmiş pencereye, yallah atlamış aşağı. 10.Kata yakınlaşınca birdenbire pencereden içeri doğru kayıvermiş. Sonra da asansöre binip yukarı, bara çıkmış. Öbür adam demiş ki: - Yahu gördüm ama bu bir sefer olacak bir şeydi bir daha olmaz - Olur olur bir daha göstereyim bak... Ve adam yine cumburlop aşağı atlamış. Yine 10. kat civarında rüzgar adamı pencereden içeri atıvermiş. Adam bara dönünce öteki adama deneyip görmesini söylemiş. Öbür adam: - Haydi bakalım. Hakkaten işe yarıyor demek. Bir deneyeyim...Demiş ve pencereden aşağı atlamış. Direk aşağı uçarken 11. katı geçmiş, 10.kat, 9.kat, 8.kat derkent taakk diye kaldırıma yapışmış. Yukarıda barda barmen birinci adama dönmüş ve: - Süpermen, içince sapıtıyorsun demiş ------------------------- Kızıldereli Nasa, 1966 yılı civarında aya gidecek Apollo astronotlarını eğitmek için kızılderili rezervasyonu sınırlarında bulunan ve ortamı ay yüzeyine çok benzeyen Tuba City e götürmüş. Astronotlar çalışmaya başlamış. Acayip görünümlü kamyonların arasında sadece 2 uzay giysili astronot görünüyormuş uzaktan. Yakınlarda da yaşlı bir Navajo çobanı ile oğlu koyun otlatıyormuş. E iki astronot dikkatlerini çekmiş izlemeye başlamışlar. Bu arada da bazı Nasa personeli onları farketmiş ve yanlarına gelmiş. Çoban ingilizce bilmediği için oğlu aracılığıyla o iki acaip adamın ne olduğunu sormuş. Nasa personeli de "O adamlar aya gidecek astronotlar, eğitim yapıyorlar" deyince Çoban çok heyecanlanmış ve astronotlarla aya bir mesaj yollaması mümkün mü diye sordurmuş oğluna. Nasa personeli bunun çok orijinal bir şey olacağını düşünüp bir koşu teyp getirmişler ve adamın mesajını Navajoca teybe kaydetmişler. Mesaj kayıdı bitince Nasa personeli çocuktan babasının mesajını tercüme etmesini istemiş ama çocuk reddetmiş. Daha sonra Kızılderili rezervasyonunda birçok kişiye yanaşmışlar, her biri önce "Cık cık cık" demiş sonra da mesajı tercüme etmeyi reddetmiş. Ama en sonunda eline para sıkıştırılınca bir genç yaşlı adamın mesajını tercüme etmiş: - Bu heriflere dikkat edin, topraklarınızı çalmaya geldiler --------------------------- Ted Amca Amerikada bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya başlamış. İlk sırada küçük Suzi varmış. Başlamış anlatmaya: Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kırıldı." Öğretmen - Güzel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir? - Bütün yumurtaları aynı sepete koyma. - Aferim çok güzel. Lily sıra sende. Küçük Lily tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış: - Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacağını sanıyordu, ama sadece 8inden civciv çıktı. - Eveeet. Peki burdan alınacak ders nedir? - Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma - Aferim bu da çok güzel. Billy, sıra sende Küçük Billy tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış: - Amcam Ted Vietnam Savaşına katılmıştı. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmuş. Ted Amcam helikopter düşmeden elinde bir makinalı tüfek, bir kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütüyle yere inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makinalı tüfeğiyle 70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da son 10 kişiyi de silahsız bitirmiş. - Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir? - İçerken Ted Amcama bulaşmayın... ------------------------------ Meslek Birinci sınıfa başlayan çocuklara öğretmen, babalarının mesleklerini soruyordu : -Söyle bakalım Tuna, baban ne iş yapıyor? Tuna : -Otobüsleri kaldırıyor efendim, dedi. Bir sıra önde oturan bir çocuk yanındaki arkadaşına yavaşça sordu: -Pekiyi anlayamadım, neymiş babası? Arkadaşı büyük bir saflıkla cevap verdi: -Vinç miş, vinç!
__________________
... Anladım Sevmek Gibisi Yok ...
|
|
#6
|
||||
|
||||
|
İyilik
Okulda öğretmen çocuklardan hafta sonu bir iyilik yapıp gelmelerini ister..Sınıftada 3 afacan çocuk vardır.. Hafta başı gelince öğretmen sırayla herkese ne tür iyilikler yaptıklarını sormaya başlar.. Sıra bizim afacanlara gelmiştir.. Ali'ye sorar: Ali söyle bakalım sen nasıl bir iyilik yaptın..? Ali övünerek: Hocam yaşlı bir bayanın karsiya geçmesine yardım ettim der. Öğretmen: Aferin der.. Sıra Veli'ye gelir: Onada aynı soruyu sorar.. Veli'de: Hocam bende Ali'ye yardım ettim..Yaşlı bayanı karşıya geçirdik.. Öğretmen : Peki hala der.. Sıra Osman'a gelir.. Aynı soruyu onada sorar.. Osman'da: Hocam bende Ali ile Veli'ye yardım ettim, Yaşlı bayanı karşıya geçirdik.. Hoca biraz düşünür ve sorar: -Neden üçünüzde aynı kişiye yardım ettiniz peki? Çocuklar hep bir agizdan: -Hocam, yaşlı kadın karşıya geçmek istemeyince üçümüz bile az geldik, ne diyonuz siz? ![]() -------------------------- Cüceler Cüce kız kardeşler evlenmeye kara verirler. İki cüce erkek kardeş bulup evlenirler. Daha sonra balayına çıkarlar. Otelde odalar yanyanadır. Çiftlerden biri bir türlü beceremez. Bu arada yan odadanda sürekli hop hop hooop hop diye sesler geldiğini duyar. Bu duruma çok sinirlenir. Tekrar tekrar denerler ama yinede beceremezler. Sabah çiftler kahvaltıya oturduklarında, birtürlü yapamayan çift diğer çifte; biz dün gece birşey yapamadık, sinirlendik uyuduk der. Diğer çifette; siz yine uymuşsunuz biz yatağa bile çıkamadık der. -------------------------- Posta Bir fakir Kırşehirli paraya çok sıkışmış. Her türlü çareye başvurmuş, yardım eden olmamış. Son çare olarak, 'Allah, sıkışan kuluna yardım eder' inancından hareketle, Allah'a mektup yazmaya karar vermiş. 'Cenab-ı Allah Yüksek Katına' diye başlamış ve 'Allah'ım ne olur bana bir yüz milyon lira gönder' diye bitirmiş. Zarfın üzerine de 'Esirgeyip bağışlayan Yüce Allah' diye yazıp postaya vermiş. Postacılar mektupları ayırırken, gitmesi mümkün olmayan adresi görünce açmışlar. Mektup sahibine acımışlar ve aralarında para toplayıp yardım etmeye karar vermişler. Ama, ancak 80 milyon lira toplayabilip, göndermişler. Parayı alan Kırşehirli, hemen Allah'a bir mektup daha yazmış. Postacılar, 'Allah' adresli iknici mektubu açmışlar. Kırşehirli şöyle yazıyormuş: 'Allah'ım gönderdiğin parayı aldım, teşekkür ederim. Ama, bundan sonra para gönderirken, Meleklerinle gönder, hırsız postacılar gönderdiğiniz paranın 20 milyon lirasını çalmışlar.' ----------------------- Fotoğraf Resmi bir daireden, Kırşehirli birisinden 12 fotoğraf isterler. Kırşehirli, yanında 6 fotoğraf olduğunu söyler. Görevli, 'Onları ver, arkadan 6 fotoğraf daha getir' der. Bunun üzerine Kırşehirli, biraz sonra enseden çekilmiş 6 fotoğrafı, görevliye getirir. ----------------------- Paraşütçü Kırşehirli iki arkadaş askere gitmişler ikisi de paraşütçü olmuş. Belli bir eğitim gördükten sonra paraşütle deneme yapıyorlarmış. İkisi de uçaktan atlamışlar. Ellerinde yüksekliği gösteren bir alet varmış. Arkadaşlardan birisi alete bakarak sayıyormuş.'250,200,150,100,90,80,70,60,50,40,30,2 0 açmasak da olur. Geldik' ----------------------- Ayakkabı Bir Kırşehirli ayakkabı almak için mağazaya gitmiş. Denediği ve beğendiği ayakkabılardan birisinin ayağını sıktığını söylemiş. Mağaza sahibi de 'Bir hafta sonra açılır' demiş. Kırşehirli, 'İyi o zaman, ben bir hafta sonra gelip alayım' demiş.
__________________
... Anladım Sevmek Gibisi Yok ...
|
|
#7
|
||||
|
||||
|
Kaplumbağalar
iskoçyada nesli tükenmekte olan dünyanın en uzun ömürlü hayvanlarından üç kaplumbağa nın canları sıkılmış ve ne yapacaklarını bilmiyorlarmış. İçlerinden biri uzklardaki bir dağı gösterip. -Hadi biralarımızı da alıp şu dağın zirvesinde piknik yapalım demiş. -Güzel fikir diye almışlar yanlarına soğuk biralarını ve yiyeceklerini yola koyulmuşlar.dağın zirvezine ulaşmak tam yirmi yılda olmuş.soluklandıktan sonra içlerinden biri, -hadiyemeğimizi yiyip biralarımızı içelim. demiş sofra hazırlanmış ama o da ne?Biraları açmak için açacak getirmeyi unutmuşlar.kimin gideceğine kararverirken içlerinden yaşı küçük olan -Ben giderim ama bir şartla kimse ben gelinceye kadar yemeklere dokunmayacak.demiş ve kabul edildikten sonra yola koyulmuş.aradan 20 yıl 30 yıl 40 yıl derken 50 yıl geçmiş hala gelen yok. içlerinden en yaşlı olanı -Ben artık yaşlandım izin verde bir parça ekmek yiyeyim demiş arkadaşıda tamam demiş ve yaşlı kaplumbağa tam ağzına lokmasını götürüp ısırdığı esnada karşı taraftaki çalıların arasında bir hışırtı duyulmuş ve birden en küçük kaplunbağa fırlamış ve -Yalancılar. e vallahi gitmeyeceğim. demiş -------------------- Sirk Ruslar, Kırşehir'de gösteri yapmak için bir sirk getirmiş. Sirk gösterilerinin başlamasına kısa bir zaman kala maymun ölmüş. Yenisini getirmeleri mümkün olmadığından, çare aramaya başlamışlar. Sonunda bir Kırşehirli'ye maymun kıyafeti giydirmeye karar vermişler ve hiç konuşmaması için sıkı sıkı uyarmışlar. Kırşehirli, kafesine geçip, hoplayıp zıplamaya, çocukların attıkları fıstıkları yemeye başlamış. Kendisini o kadar kaptırmış ki, zıplarken, birden yandake aslan kafesine düşmüş. Can havliyle 'imdaaat' diye bağırmaya başlamış. Aslan, Kırşehirli maymunun kulagına eğilip 'Çaktırma lan, sus. Ben de Kırşehirli'yim' demiş. ------------------------ Allah erkeği yarattı Allah eşşeği yarattı ve ona dedi ki : Sen bir eşşeksin. Sabahtan akşama kadar yorulmadan çalışacaksın ve ağır yükleri sırtında taşıyacaksın. Ot yiyeceksin, az akıllı olacaksın ve 50 yıl yaşayacaksın. Eşşek cevap verdi : 50 sene böyle bir hayat için çok çok fazla, lütfen bana 30 yıldan fazla verme ! Ve böyle oldu... Sonra Allah köpeği yarattı ve ona dedi ki : Sen bir köpeksin. İnsanların mallarını koruyacaksın, onların en yakın dostu olacaksın. İnsanlardan geriye kalan artıkları yiyeceksin ve 25 yıl yaşayacaksın. Köpek cevap verdi : Allahım, 25 yıl böyle yaşamak çok fazla. Bana 10 yıl ver yeter ! Ve böyle oldu... Daha sonra Allah maymunu yarattı ve dedi ki : Sen bir maymunsun. Ağaçtan ağaca salınacak ve bir aptal gibi davranacaksın. İnsanları eğlendireceksin ve 20 yıl yaşayacaksın. Maymun cevap verdi : 20 sene dünyanın palyaçosu olarak yaşamak çok fazla. Bana 10 seneden fazla verme ! Ve böyle oldu... En sonunda Allah erkeği yarattı ve ona dedi ki : Sen erkeksin, dünyada yaşayacak tek rasyonel düşünen canlı sen olacaksın. Diğer yaratılmışlara zekanı kullanarak hükmedeceksin. Dünyayı yöneteceksin ve 20 yıl yaşayacaksın. Erkek cevap verdi : Allahım erkek olmak için 20 yıl yetmez. Lütfen bana eşşekten artan 20 yılı, köpekten artan 15 yılı ve maymunun 10 yılını da ver... Allah bunu kabul etti ve erkek 20 yıl erkek olarak yaşadı, sonra evlendi ve 20 sene eşek olarak sabahtan akşama kadar çalıştı ve ağır yükleri taşıdı. Sonra çocukları oldu ve 15 yıl köpek gibi yaşadı, evi korudu, aileden artanları yedi. Sonra ilerleyen yaşında 10 yıl maymun olarak yaşadı, aptal gibi davrandı ve torunlarını eğlendirdi. Bugüne kadar böyle geldi... ---------------------------- Yine kardayız Ücüncü Boğaz Köprüsü'nü Japon, Amerikan ve Türkler'den oluşan bir konsorsiyum almış. Tam açılışın yapılacağı sırada kurdela kesilirken köprü büyük bir gürültüyle yıkılmıs. Japon; 'gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım' diyerek harakiri yapmış. Amerikalı; 'gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek tabancasını çekip intihar etmiş. Tüm bunlari izleyen Türk müteahhit de derin bir 'Oh!' çekerek yanındakilere dönmüş: ' 'İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi mahvolurdum'...' ----------------------------- Amerikan hastanesi Bir USA Askeri Birliğinde açının yemekleri yüzünden millet hemoroid olmuş. Tam 107 kişi yatak yorgan yatıyormus. Bir gün Revire gezmeye gelen komutan her askerin önüne duruyor ve soruyormuş: - Merhaba asker , hastalığın nedir ? - Merhaba komutanım , hemeroidim var - Tedavi olarak ne yapıyorlar ? - İlaçlı pamuk efendim. - Bir arzun var mı asker ? - Bir an evvel iyileşip tekrar vazifeme dönmek istiyororum komutanım... Komutan herkesin önünde durup aynı soruları sormuş ve hep aynı cevapları alınca memnun olmuş. Sıra en son sıradakı adama gelmiş. Ona da aynı soruları sormaya başlamıs: - Merhaba asker , hastalığın nedir ? - Bademciklerimden rahatsızım efendim. - Öyle mi ? Peki ne ilaç kullanıyorlar ? - İlacli pamuk efendim. - Güzel. Peki bir isteğin var mı evladım? - Var, efendim. Mümkünse sıra bana gelince pamuğu değiştirseler diyecektim de....
__________________
... Anladım Sevmek Gibisi Yok ...
|
|
#8
|
||||
|
||||
|
Abluka
Amerikada yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum yapacakmış. Hastaneye kaldırmışlar. Tabii ilgi obiçim. Doktorlar, hemşireler etrafında pervane. Neyse doğumhaneye almışlar. Kadın ikiz doğuracakmış. İlk çocuk gelmeye başlamış, çocuk kafasını çıkarınca etraftaki kalabalığı görür görmez hemen bağırmış. -Hey Joe, Ön kapıyı tutmuşlar, arka kapıdan kaçalım. -------------------- Kamuflaj Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes cuvallara giriyor,, komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor... Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar... Enson çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin... Çuvaldan kan sızmaya başlıyor.. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses: "Patateeeeeees, Patateeeeeees!!!" --------------------- Yorgunluk Genç bir sanatçı adayı , kız doktoruna telefon açıp aldığı randevuya gelemiyeceğini söyledi. Doktor sordu: "Neden çok mu hastasınız?" -Yoo değilim. Yalnız bugün bir prodüktöre gidip bir rol istedim. Sonra terzime gittim. Daha sonra ev sahibiyle kira meselesini tartıştık. Kısacası doktor bey, bir defa daha soyunacak halim kalmadı! -------------------- Senfoni Bir Türk Amerikaya ziyarete gezmeye gitmiş.Sokakta dolaşırken tuvaleti gelir. Koştura koştura umumi bir tuvalet bulur.Kendini bir an önce içeri atmak ister fakat kapıdaki adam 25 cent ister.Bizimki sıkışa sıkışa 25 cent i verir içeri dalar.Zart zurt sesli yaparken yandan "yavaş be adam" diye ses gelir meyerse yandakide bir Türkmüş.İşini bitirip dışarı çıktıktan sonra yandakiyle karşılaşır ve lafı yapıştırır. "Be adam 25 cent e mozartımı yoksa şopennimi dinleyeceğini sanıyordun" der -------------------- Bisiklet Birgün ali askerdeyken komutanın postacısıymış, o günlerde komutanının tayini çıkacakmış buda yeni tayin yerini öğrenmeye gitmek için hazirlanırken aliyi yanına çağırmış. Bak Ali oğlum biliyorsun yengen hamile bundan önceki çocuklarım hepsi kız eğer yengen doğum yaparsa oğlan olursa bana mektupta dersinki; komutanım beklediğin bisikilet geldi yazarsın ben anlarım. Yoksa arkadaşlar erkek oğlum olduğunu duyarlarsa ziyafet isterler tamammı deyip gider. Aradan zaman geçer yenge doğum yapar ama gene kız olur Aliyi bir düşünce alır gider. Mektupta kamyonun geldi desem olmaz minübüsün geldi desem anlamaz tam o anda aklına; komutanım beklediğin bisikilet geldi ama ponpasıyla çantası eksik geldi der. -------------------- Tahrik Savcı, sanık sandalyesindeki yaşlı teyzeye sorar : - Bize yaşınızı söyler misiniz? - 86 yaşındayım - Lütfen bize olay günü neler olduğunu anlatın - O gün hava çok güzeldi ve ben parkta oturuyordum....derken o adam geldi yanıma oturdu - Onu tanıyor muydunuz? - Hayır ama tatlı birine benziyordu - Sonra ne oldu? - Birden bacaklarımı okşamaya başladı... - Ona engel oldunuz mu? - Hayır - Neden? - Çünkü hoşuma gitti.. kocam 30 yıl önce öldüğünden beri kimse bana böyle dokunmamıştı.... - Sonra ne oldu? - Sonra göğüslerime dokundu.... - Engel oldunuz mu? - Hayır - Neden? - Çünkü bana kendimi uzun zamandır ilk defa bir kadın gibi hissettiriyordu... - Sonra ne oldu?? - O kadar tahrik olmuştum ki bacaklarımı açtım ve "SEVİŞ BENİMLE HADİ SEVİŞ BENİMLE!!!"diye bağırdım... - Sizinle sevişti mi?? - HAYIR!! Ben öyle bağırınca o da birden "GÜLÜMSEYİİİN, KAMERA ŞAKASIIII!!"diye bağırdı ben de onu vurdum !!!!!!! --------------------------------- Köprü Bir gun cennet ve cehenlemdekilerin canı sıkılmış cennettekiler ve cehenlemdekiler karşı karşıya duruyolarmış. Birgün demişlerki cenlettekiler cehenleme kadar yarım köpru yapsın, cehennemdekilerde cennete kadar yarım bir köpru yapsın hergün o köprüde konuşuruz demişler bakmışlarki cehenlemdekiler bitirmiş cenlettekilerde daha bir tuğla bile koymamış eee neden yapmadınız demişler. Cennettekiler cevap vermiş: Eee bözde hiç muteaahit yokki! -------------------------------- Beş Lira Küçük çocuk yolun ortasında hüngür hüngür ağlıyordu... Yaşlı bir hanım acıyarak sordu; -Ne için ağlıyorsun evladım? -Beş liramı yitirdim... -Peki al sana beş lira. Yaşlı hanım bir iki adım yürüdü. Küçük çocuk yine ağlamaya başladı. Hanım döndü: -Peki şimdi neden ağlıyorsun? -Nasıl ağlamam? O beş liramı yitirmeseydim şimdi on liram olacaktı... --------------------------------- Değişim Körfez Savaşı'ndan önceki yıllarda, Amerikalı bir bayan gazeteci, kadınlarla erkeklerin toplumdaki yeri hakkında bir yazı dizisi hazırlamak üzere Kuveyt'e gitmiş.. gözlemleri sırasında ilk dikkatini çeken, kadınların kocalarının 5 adım gerisinden yürüdükleriymis... Yıllar sonra aynı gazeteci tekrar bir yazı dizisi için Kuveyt'e gittiğinde bu sefer bir de bakmış kadınlar önden gidiyor, kocaları 5 adım arkalarından geliyor... bu işe çok şaşırmış, hemen bir kadına yaklaşıp sormuş: "Bu gördüğüm inanılmaz bir gelişme... peki ama bu değişikliğin sebebi nedir??" Kuveyt'li kadın cevap vermiş: "Mayınlar..."
__________________
... Anladım Sevmek Gibisi Yok ...
|
|
#9
|
||||
|
||||
|
Manyak
Yolcu gemisi okyanusta ıssız bir adanın yanından geçerken yolcular uzun sakallı üstü başı yırtık sıska bir adamı farketmişler.. Adamcağız sahilde oradan oraya koşuyor, çılgın gibi ellerini sallıyor, zıplıyor, bağırıp çağırıyormuş.. Yolculardan biri "- Kim bu kaptan?" diye sormuş.. "- Bilmem.." demiş Kaptan "- Her sene buradan geçeriz, her seferinde de bu manyak böyle kafayı üşütür.." ---------------------- Mustafa Abi Bir gün köy ahalisi köy kahvesinde bir yandan haberleri izliyorlar miş biryandan da pişpirik çeviriyorlarmış. İçlerinden biri (Mustafa Abi) televizyonda Ecevit'i görmüs ve demiş: - Ulan, başbakan oldu yüzümüze bakmıyo. Eskiden böylemiydi bea! Etrafımda dolanırdı! Hey bee, zaman ne çabuk geçiyor... Tabii kahvedekiler merakla sormuslar: - Mustafa Abi? Sen nereden tanıyorsun Başbakanı yahu? Mustafa Abi istifini bozmadan cevap vermiş: "-Ulan üniversite yillarında abilik ettim ona! Az ekmeğimi yemedi!! Gel gör ki şimdi bizi unutmuş baksana!" Kahvedeki ahali inanmamş tabii ki. Mustafa Abi'de inandıirmak için demis ki: - Gelin ulan! Meclisin önüne gidiyoruz. Çıkışta yakalayacağız Ecevit'i. O zaman anlarsınız yalan mı değil mi?? Hepbirlikte T.B.M.M.'nin önüne giderler ve çıkışta Ecevit'i yakalarlar. Ecevit hemen Mustafa Abi'nin elini öpmeye kalkışır ve der ki: - Abim, Mustafa abim; kusura bakma başbakanlık bir dakika boş bırakılmıyor ki! Kusuruma bakma abi. Mustafa abi kahve ahalisine şöyle bir bakar ve ahalinin acayip şekilde etkilendiğini görür. Başka birgün gene kahvede ahali ile TV seyreden Mustafa Abi TV'de Süleyman Demirel'i görür ve der: - Bu da öyle. Cumhurbaşkanı olunca kendini birşey zannetti. Hayırsız çıktı bu da!! - Hadi canım. Ecevit'i belki şans eseri tanıyorsun ama buna inanmıyoruz!!, der. Mustafa Abi hemen ahaliyi toplar ve Çankaya'ya gider. Mustafa Abi'yi gören Demirel hemen Ecevit gibi Mustafa Abi'nin ellerine sarılır ve öpmeye kalkışır. Mustafa Abi buna izin vermez tabi. Demirel ekler: - Abi Vallahi billahi kusura bakma. Uzun yıllardır göremiyordum seni. Tamda seni ziyarete gelecektim der. Mustafa Abi tekrar ahaliye dönerek bir bakış atar ki artık ahalinin gözünde peygamber kadar yükselmistir. Yine birgün kahvede tv izlerken bu sefer tv ye Clinton çıkar. Mustafa Abi söze başlar ve der ki: - Ulan ne çabuk unuttun o sefalet dolu günleri? Tabi zengin oldun, Amerika'nında başına geçince unuttun bizi.. Hayırsız herif!! Ahali bu kadarınında fazla olduğunu söyler ve diğerlerinin belki bir şans eseri olabileceğine ama Clinton'u tanımasının imkansız olduğuna imece usülü karar verirler. Mustafa Abi'nin tabii ki kafası atar ve bazı köylüleri alarak Beyaz Saray'a giderler. Kapidaki görevliye Clinton ile görüşmek istediklerini söylerler.. Görevlide sadece bir kişinin girebileceğini söyler. Köylüler düşünürler ve sadece Mustafa Abi'nin Clinton'u tanıdığını söyleyerek Mustafa Abi'nin gitmesini isterler. Güvenlik Mustafa Abi'yi iyice arayarak içeri sokar. Saatler geçer ama kapıdan kimse çıkmaz. Köylüler sıkılır. Penceredende bakma olanakları olamadığı için ordan geçen uzun boylu birine sorma kararı alırlar. Şans eseri orada o anda Michael JORDAN geçmektedir. İngilizce bilen bir köylü Michael Jordan'a döner ve der ki: - Ya Jordan Abi. Senin boyun uzun. Camdan içeri bakıp neler oluyo, kaç kişi var bi baksana... Jordan camdan bakar ve cevap verir: - Vallahi ne olduğunu bilmiyorum. İçerde 6 kişi var. Biri Mustafa Abi, diğerlerini tanımıyorum. --------------------- Ekran Koruyucu BILL GATES ölmüş ve tanrının huzuruna çıkmış. Tanrı Sen iyi bir çocuksun Bill demiş, herkese yapmam ama sana seçme hakkı verecegim, cenneti de cehennemi de gör, hangisini istersen oraya git.? Bill önce cehenneme gitmiş, deniz kenarında, harika bir gün batımı yaşanmaktaymış, kızarmış köpükler kumları yalıyor, hafif ılık rüzgarda palmiyelerin yaprakları nazlı nazlı sallanıyormuş. Allah allah demiş Bill, Bize hiç böyle anlatmamışlardı!? Sonra cennete gitmiş.Orası da fena değilmiş ama doğrusu cehennemle kıyaslanmazmış. Cehennemi seçtim demiş tanrıya. Güzel düşler kurarak kapıdan girdiginde tam da bildiği cehennemle karşılaşmış; kazanlar kaynıyor, zebaniler ortalıkta dolaşıyor,alevler gökyüzünü kızıla boyuyormuş. Aman demiş Bill, Hemen tanrıya çıkmam lazım ve soluk soluğa bağırmış; Benim ilk gördügüm cehennem böyle değildi.? Tanrı gülmüş, çok geç artık Bill demiş, seçimini yaptın. O ilk gördügün sadece ekran koruyucuydu...?
__________________
... Anladım Sevmek Gibisi Yok ...
|
|
#10
|
||||
|
||||
|
McGayver
McGyver markete gitmiş. Kasiyer kıza yaklaşıp, "İyi günler, ben 6 metre dikenli tel, bir tane demir makası, bolca zımpara kağıdı, bir de elektrikli testere istiyorum" demiş. Kasiyer kız şaşırmış: "İ.. i. iyi ama onları burada bulamazsınız ki, burası küçücük bir market, burada sebze meyve gibi şeyler vardır sadece..." demiş. McGyver 1-2 dakika düşünmüş, sonra kasiyer kıza dönmüş: "Tamam, onlar da olur" demiş SA Sakip Sabanci Aga'ya bir gün demisler ki : -Aga bu dünyada her sey senin için güllük gülistanlik. Nereye baksak her tarafta senin sirketleri, fabrikalari görüyoruz, (MarSA, YünSa, LasSA, ToyotaSA...). Burada işin iş. Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?.. Sakıp Aga gülmüş: -Öte yanda da işimizi sağlama aldık Bir tarafımızda İSA, diğer tarafımızda MuSA." Servet İki fakülte arkadayı yıllar sonra sokakta karşılaşır, biri diğerini eve yemeğe davet eder... - Oğlum bu ne ev böyle be, su salonun büyüklüğüne bak! Nereden buldun bu kadar parayı birader? Duvarlarda nadide tablolar... - Gel göstereyim, gel şu pencerenin önüne... Şuradaki otoyolu görüyor musun? - Evet. - 20 milyon dolar tuttu, 25 milyon dolara fatura ettik, farkı cebe indirdik. İki yil sonra iki arkadas yine karşılaşır... - Gel bu sefer ben seni davet edeyim, bize gidelim... - Yuh! Şuraya bak... Vay anam vay! Oğlum sen bizim eve saray diyordun bu ne böyle. Bizimki bunun yanında müstemilat olmaz valla, saray asil burasi. - Gel nasıl yaptığımı sana göstereyim, geç şu pencerenin önüne, bak şurada otoyolu görüyor musun? - Hayır! - İşte !!! Beni Bekle Anne ve babası ile uzun bir tartışmadan sonra bıyıkları yeni terleyen delikanlı, bavulunu toplamış.. "Sakın beni durdurmaya kalkmayın.. Ben heyecan istiyorum, Aşk istiyorum..Coşku istiyorum..Bol para, güzel kızlar istiyorum.. Bu evde bunların hiçbiri mümkün değil.." Sonra kapıya doğru yürümüş.. "Dur" diye bağırmış, babası arkasından.. "Size söylemiştim, beni durdurmaya teşebbüs etmeyin diye geriye bağırmış delikanlı.." "Dur" diye yeniden bağırmış babası, oğlu bahçe kapısından çıkarken.. "Dur... Beni bekle.." Önemli Neden -Hayrola nereden? -Be be ben mi? Rad rad radyodan geliyorum... -Ne vardı radyoda? -Spi spi spi spiker sı sı sı synavı vardı da... -Eeee, ne oldu? -Bı bı bı bırak yahu? Kı kı kıravat tak tak takmadık diye almadyılar.
__________________
... Anladım Sevmek Gibisi Yok ...
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| E-Book Arşivi (By MaRuL) | MaRuL | E-Book & E-Kitap | 68 | 10.08.08 05:48 PM |
| Rip Games (By MaRuL) | MaRuL | Oyun İndir | 23 | 10.02.08 12:53 PM |
| esçmeli fıkralar | colaslani | Komik Yazılar & Fıkralar | 0 | 19.01.08 04:23 PM |
| Etli Marul Salatası | BLack_Hurricane | Yemek Tarifleri | 0 | 22.12.07 01:18 AM |